<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rahatsızlıklar &#8211; MedikoMag</title>
	<atom:link href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.medikomag.com</link>
	<description>Popüler Sağlık Platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Apr 2023 12:38:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.7.2</generator>

<image>
	<url>https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/07/cropped-favicon-fin-32x32.png</url>
	<title>Rahatsızlıklar &#8211; MedikoMag</title>
	<link>https://www.medikomag.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 12:11:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osteoartrit; halk arasında kireçlenme olarak da bilinen, ilerleyici dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Oluşum nedeni bilinmemekle birlikte yaş, cinsiyet, kalıtım gibi faktörlerin önemli rol oynadığı belirtilmektedir. Osteoartrit; 50 yaş üzeri kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Yaşa bağlı olarak gelişen bir eklem hastalığı olduğu düşünülse de günümüzde obezite, hareketsiz yaşam, eklemlerin kullanım sıklığına bağlı olarak daha&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/">Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Osteoartrit;</strong> halk arasında kireçlenme olarak da bilinen, ilerleyici dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Oluşum nedeni bilinmemekle birlikte yaş, cinsiyet, kalıtım gibi faktörlerin önemli rol oynadığı belirtilmektedir.</p>



<p><strong>Osteoartrit;</strong> 50 yaş üzeri kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Yaşa bağlı olarak gelişen bir eklem hastalığı olduğu düşünülse de günümüzde obezite, hareketsiz yaşam, eklemlerin kullanım sıklığına bağlı olarak daha erken yaşlarda da osteoartrit görülebilmektedir. En sık diz, kalça ve el eklemini etkilemektedir.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Tanısı Nasıl Konulur?</strong></p>



<p>Klinikte osteoartrit tanısı, öykü, fiziksel muayene ve radyolojik incelemeler aracılığıyla konulmaktadır.</p>



<p>Eklemlerde gelişen ağrı, tutukluk ve fonksiyon kayıplarına ek olarak şişliğin de görülmesi tanının konulması aşamasında yardımcı kriterler arasında sayılabilir.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Ne Yaşatır?</strong></p>



<p>Osteoartritli hastaların hekime başvurmasına neden olan semptomların başında eklem ağrıları gelmektedir. Eklem ağrıları özellikle yürüme, merdiven inip çıkma, eğilirken ve kalkarken artış göstermektedir. Eklemlerden gelen sürtünme sesi, sertlik ve şişlik, hareket kısıtlılığı, sabah tutukluğu yaygın görülen diğer semptomlar arasında yer almaktadır.</p>



<p>Osteoartritli hastalarda fiziksel sorunların yanı sıra depresyon, anksiyete, sosyal izolasyon gibi pek çok psikososyal sorunlar da görülebilmektedir.</p>



<p><strong>Osteoartriti (Kireçlenmeyi) Tedavi Etmek Mümkün mü?</strong></p>



<p>Günümüzde osteoartritin kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Önerilen ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları ve gıda takviyelerindeki amaç; hastanın yaşadığı ağrı, hareket kısıtlığı, sabah tutukluğu gibi semptomların azaltılarak mobilitenin artırılması, osteoartrit prognozunun (ilerleyişinin) yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılmasını hedeflemektedir.</p>



<p>Osteoartrit; kıkırdak hasarına bağlı olarak dört evre içinde sınıflandırılmaktadır. Hastaların sahip olduğu osteoartrit evrelerine göre önerilen tedavi seçenekleri değişirken, cerrahi yöntemler de seçenekler arasında yer almaktadır.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Tedavisinde Gıda Takviyelerinin Yeri</strong></p>



<p>Şüphesiz ki, Osteoartritli hastalar yaşadıkları eklem ağrılarından kurtulmak için aktardan alınan bitkisel içeriklerden, farmakolojik ilaçlara, gıda takviyelerinden, kulaktan kulağa nesiller boyu yayılan komşu önerilerine kadar birçok yöntemi deniyorlar.</p>



<p>Ancak<s>;</s>, kesin tedavisi olmayan, onunla yaşamayı öğrenmemiz gereken Osteoartrit gibi bir hastalık söz konusuyken, kullanacağımız gıda takviyelerinde dikkatli olmamızı gerektiren bazı hususlar mevcut. Kullanılacak ürünlerin kalitesi, saflığı, dozu, uzun süre güvenle kullanılabilmesi, yan etki riskinin düşük olması çok önemlidir.</p>



<p>Osteoartrit tedavisinde yüzlerce gıda takviyesi bulunurken etken madde kalitesinden, saflığından, tedavideki tecrübesinden şüphe duymayacağınız bir markayı tercih etmeniz, tedaviden alacağınız olumlu sonuçlara önemli düzeyde katkı sağlayacaktır.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> markası Osteoartrit tedavisinde 2007’den beri kullanılan, hekimlerimizin de sıklıkla tercih ettiği markalardan biridir. <strong>Kondromin</strong> markası etken madde kalitesi ve saflığı ile 16 yıldır fark yaratmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="640" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1024x640.png" alt="Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?" class="wp-image-2675" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1024x640.png 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-300x187.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-768x480.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1536x959.png 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-450x281.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-225x141.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-900x562.png 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1350x843.png 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-20x12.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin.png 2030w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> <strong>tablet;</strong></p>



<p>Osteoartrit tedavisinde kullanılan tüm doğal içerikleri bir arada bulunduran benzersiz kombinasyon! <strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong>; kıkırdağın doğal yapı elemanları olan Glukozamin ve Kondroitin sülfatı yüksek saflıkta ve klinik çalışmaların önerdiği dozlarda sunarken, son yıllarda Osteoartrit tedavisindeki etkileri ile beğeni uyandıran Kurkumin, Yumurta kabuğu zarı, Tip I ve Tip II kolajeni bir arada bulunduran benzersiz bir markadır.</p>



<p>Osteoartrit (Kireçlenme)’te görülen eklem ağrısı ve tutukluğu üzerine etkileri kanıtlanmış; Metil sülfonil metan, Boswellia serrata, Piknogenol, Bromelain’in yanı sıra sinoviyal sıvının temel yapı taşı olan Hyalüronik asit gibi 13 güçlü aktif madde <strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> ile tek bir ürün içinde yer almaktadır.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> <strong>tablet;</strong></p>



<p>Osteoartritte (Kireçlenme) görülen;</p>



<p>Ağrı, hareket kısıtlığı, sabah tutukluğu gibi semptomların azaltılarak eklem mobilitesinin iyileştirilmesine yardımcı olurken, daha kolay adım atmanızı, daha kolay merdiven çıkmanızı destekler.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> tableti günde 3 defa kullanabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/">Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 13:39:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yılın Şubat aynın son günü dünyada Nadir Hastalık Farkındalık günü olarak anılmaktadır. Peki nedir Nadir Hastalık? Nadir hastalıklar; genel popülasyonun yalnızca çok az bir kısmını etkileyen hastalıklardır. Avrupa Birliği’nin tanımına göre nadir hastalıklar genel popülasyonun 5/10.000’den daha az kısmını etkilemektedir. Bilinen 7000’den fazla nadir hastalık vardır ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık 30 milyon insan nadir&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/">Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her yılın Şubat aynın son günü dünyada Nadir Hastalık Farkındalık günü olarak anılmaktadır. Peki nedir Nadir Hastalık?</p>



<p><br>Nadir hastalıklar; genel popülasyonun yalnızca çok az bir kısmını etkileyen hastalıklardır.</p>



<p>Avrupa Birliği’nin tanımına göre nadir hastalıklar genel popülasyonun 5/10.000’den daha az kısmını etkilemektedir. Bilinen 7000’den fazla nadir hastalık vardır ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık 30 milyon insan nadir hastalığa sahiptir. Dünya nüfusunun ise %6-8 &#8216;inin bu hastalıklardan etkilendiği tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise 4.5-6 milyon kişinin bu hastalıklardan etkilendiği düşünülmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1024x1024.jpg" alt="Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı" class="wp-image-2656" width="512" height="512" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1024x1024.jpg 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-300x300.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-150x150.jpg 150w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-768x768.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1536x1536.jpg 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-2048x2048.jpg 2048w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-180x180.jpg 180w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-90x90.jpg 90w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-450x450.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-270x270.jpg 270w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-20x20.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-225x225.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-900x900.jpg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1350x1350.jpg 1350w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /><figcaption>28 Şubat Nadir Hastalıklar Günü</figcaption></figure>



<p>Nadir hastalıklar, görülme sıklıklarının çok düşük olması ve toplumun küçük bir kısmını etkilemesi açısından bu isimle anılmaktadır. Bu hastalıklar oldukça kompleks, ilerleyici, metabolik, kronik hastalıkları kapsamaktadır. Nadir hastalıklar kontrol edilmediğinde hastaların yaşam kalitesini oldukça düşürebilir ve ölümcül olabilirler.<br><br>Nadir hastalıkların %80’i genetik ve metabolik, %20’si çevresel kaynaklıdır. Hastaların yaklaşık yarısı pediatrik (çocuk) hastalardır; ancak çocukluk döneminde herhangi bir bulgu vermediği için fark edilmeyen ve yetişkinlik döneminde bulgu vermesiyle fark edilen nadir hastalığa sahip yetişkinler de vardır. Büyük bir kısmının genetik kaynaklı olduğu ve ülkemizde akraba evliliklerinin ne kadar yaygın olduğu düşünüldüğünde, etkilenen kişi sayısının mevcut olarak açıklanmış sayılardan çok daha yüksek olduğu varsayılmaktadır.</p>



<p>Bu hastalıkların tedavisi için ciddi çalışmalar yürütülse de hastalıkların %95’lik bir kısmının kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hasta sayılarının azlığı nedeniyle yeni molekül araştırılmasında ve klinik çalışmaların yürütülmesinde zorluklar da yaşanmaktadır. Yaşanılan zorluklar düşünüldüğünde bu alanda kullanılan ilaçların ne kadar değerli olduğu da anlaşılabilir.</p>



<p>Nadir Hastalıklar Günü, nadir hastalıklar konusunda farkındalık yaratmak ve nadir hastalıkları olan bireyler ve aileleri için tedaviye ve tıbbi bakıma erişimlerini iyileştirmek amacıyla Şubat ayının son günü düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. European Organisation for Rare Diseases (EURORDIS) &#8211;&nbsp; Avrupa Nadir Hastalıklar Organizasyonu, bilinmeyen veya gözden kaçan hastalıklar konusunda farkındalık yaratmak için 2008 yılında Nadir hastalıklara dikkat çekmek amacıyla her dört yılda bir denk gelen nadir bir tarih olan 29 Şubat gününü Farkındalık günü olarak ilan etti. O günden bugüne Şubat ayının son günü Dünya Nadir Hastalıklar Günü&#8217;dür.</p>



<p>Hastalarla empati yapabilmek ve onların anlaşılmasını sağlamak için Dünya Nadir Hastalıklar Günü gibi farkındalık yaratabilecek günler çok önemlidir ve çok özeldir.</p>



<ol type="1"><li><em>Frederiksen SD et al. Rare disorders have many faces: In silico characterization of Rare disorder spectrum. Orphanet Journal of Rare Diseases. 2022;17(1).&nbsp;</em></li></ol>



<ul><li><em><a href="https://www.nadirhastaliklaragi.org.tr/">https://www.nadirhastaliklaragi.org.tr/</a></em></li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/">Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</title>
		<link>https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 06:47:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anneler ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atopik dermatit nedir? Atopik dermatit kuruluk, kızarıklık, kaşıntı ve alevlenmenin eşlik ettiği kronik (tekrarlayan) bir cilt hastalığıdır. Çoğu zaman genetik yatkınlık olarak ortaya çıkar (yani bir kişinin anne veya babasında atopik yapı varsa çocuklarında da bu durum ortaya çıkabilir). Atopik yapılı hastalar, yaşamlarının ilk yıllarından başlayarak çevresel faktörlere karşı ani bir aşırı duyarlılık geliştirirler. Atopik&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/">Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Atopik dermatit nedir?</strong></p>



<p class="has-drop-cap">Atopik dermatit kuruluk, kızarıklık, kaşıntı ve alevlenmenin eşlik ettiği kronik (tekrarlayan) bir cilt hastalığıdır. Çoğu zaman genetik yatkınlık olarak ortaya çıkar (yani bir kişinin anne veya babasında atopik yapı varsa çocuklarında da bu durum ortaya çıkabilir). Atopik yapılı hastalar, yaşamlarının ilk yıllarından başlayarak çevresel faktörlere karşı ani bir aşırı duyarlılık geliştirirler.</p>



<p><strong>Atopik dermatit hangi yaşlarda daha sık görülür?</strong></p>



<p>Atopik dermatit; çocukların %10-15&#8217;inde, erişkinlerin ise %2-10&#8217;nunda görülür. Atopik dermatitin görülme sıklığı, son 30 yılda sanayileşmiş ülkelerde iki ya da üç kat artmıştır. Bunun sebebi de yaşamın erken dönemlerinde mikroorganizmalarla temasın az olması sonucu atopik hastalıklara yatkınlığın artmasıdır.</p>



<p><strong>Atopik dermatiti tetikleyen faktörler nelerdir?</strong></p>



<p>Atopik dermatit lezyonlarını tetikleyen faktörler olarak; ev tozu akarları, polenler, hayvan tüy ve döküntüleri, bazı yiyecekler (inek sütü, yumurta, balık, fıstık, soya, buğday), bakteriler, mantarlar, virüsler, sıcak su ve sabunla banyo, terleme, deterjanlar, sentetik yünlü giysiler, sıcak-kuru iklim, stresin artması sayılabilir. Bu tetikleyici faktörlerden biri bile atopik dermatit semptomlarının ortaya çıkmasına neden olur. Özellikle kışın nem azalınca deriden su kaybı artar bu da lezyonların artmasına neden olur. Ayrıca sıcak su ve sabun da semptomların alevlenmesine yol açabilmektedir.</p>



<p>Atopik dermatitin en belirgin özelliği kuru ve kaşıntılı bir deridir. Bunun nedeni de derinin üst tabakasında yer alan koruyucu tabakanın zarar görmesi ve derinin nemini kaybetmesidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="891" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1024x891.jpeg" alt="Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek" class="wp-image-2627" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1024x891.jpeg 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-300x261.jpeg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-768x669.jpeg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1536x1337.jpeg 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-2048x1783.jpeg 2048w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-450x392.jpeg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-225x196.jpeg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-900x783.jpeg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1350x1175.jpeg 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-20x17.jpeg 20w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Atopik dermatitin tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></p>



<p>Atopik dermatit, kronik olarak tekrarlayan ve tam olarak nedeni bilinmediği için kesin bir tedavisi olmayan bir cilt hastalığıdır. Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Bunun içinde belirli tedavi basamakları bulunmaktadır.</p>



<p>Etkili bir tedavi; erken dönemde lezyon gelişimi ilerlemeden atakları önlemeye, alevlenmenin şiddetlendiği dönemde ise uygun deri bakımının sağlanmasına ve atak sayısının azaltılmasına yönelik olmalıdır. Bu anlamda tedavi üç aşamadan oluşur;</p>



<p><span style="color:#0037a3" class="has-inline-color"><strong>1)</strong> Bozulmuş deri bariyerinin tamiri için hayat boyu emolyen (nemlendirici) kullanımı ve doğru deri temizliği yapmak,</span></p>



<p><span style="color:#0029a3" class="has-inline-color"><strong>2)</strong> Hayat boyu bozulmuş deri bariyerini güneşten en üst düzeyde korumak,</span></p>



<p><span style="color:#000aa3" class="has-inline-color"><strong>3) </strong>Semptomlar hafif-orta düzeydeyken (erken dönem) kontrol altına almak.</span></p>



<p>Atopik dermatit tedavisinde derinin temizliği ve bakımı tedavinin temelini oluşturur. Deriyi tahriş edici madde ve alerjen içermeyen, özellikle içerisinde emolyen içeriği yüksek vücut şampuanları hastaların banyoda da tedavilerinin devamını sağlar.</p>



<p>Atopik dermatitli çocuklar, sağlıklı çocuklardan farklı olarak hasarlı bir deriye sahip oldukları için çok sık duş almamalı, duş aldıklarında da emolyen içeriği yüksek temizleyicileri kullanmaları gerekmektedir. Çünkü kendilerine özel olmayan temizleyicilerin kullanımı hasarlı olan deri duvarına daha çok hasar vererek semptomların tetiklenmesine sebep olacaktır. Bu anlamda atopik dermatitli çocuk ve yetişkinlerin temizleyicileri de atopik dermatite özel olmalıdır.</p>



<p>Her atopik dermatit hastasının yaşam boyu dikkat etmesi gereken en önemli nokta, bozulmuş deri bariyerini tamir etmeye yönelik emolyen kullanımıdır. Tüm hayatları boyunca emolyen kullanımı ve güneşten en üst düzeyde korunmak bu hastalar için en önemli noktadır. Çünkü yaygın deri kuruluğu atopik dermatitin önemli belirtilerinden biridir. Bu nedenle atopik dermatit tedavisinde, bozulmuş deri bariyerini tamir ederek hastaların yaşadığı kuruluğun giderilmesi tedavinin ilk basamağını oluşturmaktadır. Yani derinin en iyi şekilde nemlendirilmesi şarttır. Atopik dermatitli hastalarda cildin nemlendirilmesi çok önemlidir ve bu durumun önemi birçok bilimsel yayında belirtilmiştir. Şunu da unutmamak gerekiyor, sağlıklı bir deri bariyerinde bulunan en önemli yapıtaşlarından birisi linoleik asittir. Linoleik asit, derinin bütünlüğünün korunmasında önemli bir role sahiptir. Deri bütünlüğü bozulduğunda kuruluğun yanı sıra deri, dışardan gelecek tehlikelere de açık hale gelmektedir.&nbsp; Bu anlamda da hastalar esansiyel yağ asit içeriğine sahip emolyenler kullanmalıdırlar. Ancak her emolyen deri bariyerini tamir edecek içeriği sahip değildir. Bu noktada hem atopik dermatit semptomlarını hafifletici hem de deri bariyerini onarıcı etkileri için linoleik asit içeren emolyenler kullanılmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="647" height="1024" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-647x1024.png" alt="Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek" class="wp-image-2628" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-647x1024.png 647w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-190x300.png 190w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-768x1215.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-971x1536.png 971w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-1294x2048.png 1294w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-450x712.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-225x356.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-900x1424.png 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-1350x2136.png 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-20x32.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01.png 1477w" sizes="(max-width: 647px) 100vw, 647px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/">Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 10:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcu Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tendonlar hareket sistemimizin köprüleridir. Kasları kemiğe bağlayan bu özel doku sayesinde özgürce hareket ederiz. Bu dokuların sahip oldukları esneme kabiliyeti ile kaslara yapılan aşırı yüklenmelere rağmen dayanıklılıklarını korurlar. Ancak bazen bu sağlam dokular taşıyamayacağı kadar yüke maruz kalabilir, yırtılabilir ve hatta kopmalar meydana gelebilmektedir. Spor yaparken ya da günlük hayatta yaptığımız yanlış hareketler neticesinde bu&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/">Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-drop-cap">Tendonlar hareket sistemimizin köprüleridir. Kasları kemiğe bağlayan bu özel doku  sayesinde özgürce hareket ederiz. Bu dokuların sahip oldukları esneme kabiliyeti ile kaslara yapılan aşırı yüklenmelere rağmen dayanıklılıklarını korurlar. Ancak bazen bu sağlam dokular taşıyamayacağı kadar yüke maruz kalabilir, yırtılabilir ve hatta kopmalar meydana gelebilmektedir. Spor yaparken ya da günlük hayatta yaptığımız yanlış hareketler neticesinde bu hasarlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz. Tendon hasarlarında yaşanan şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ise yaşamı ciddi derecede etkileyebilmektedir. Özellikle sporcular için meydana gelen bu hasarlar kişinin spor yaşamını tamamen etkileyebilmekte ya da sonlandırabilmektedir</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="370" height="208" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2616" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image.png 370w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-300x169.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-20x11.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-225x126.png 225w" sizes="(max-width: 370px) 100vw, 370px" /><figcaption>Tendon</figcaption></figure></div>



<p>Tendonlar,&nbsp; iyileşmeyi hızlandıracak kan damarları yönünden ve iyileşme için gerekli olan kollajeni üretecek hücreler bakımından fakir oldukları için bu dokularda meydana gelen hasarların iyileşme süreci oldukça uzun zaman alabilmektedir. Ayrıca bu dokularda sağlıklı iyileşme elde edilemediği takdirde, benzer bir ters hareket sonucu rahatsızlığın yeniden nüks etmesi de oldukça sık rastlanan bir durumdur.</p>



<p><strong>Tendonların İyileşme Süreci</strong></p>



<p>Tendonlar yukarıda da belirtildiği gibi iyileşme süreçleri zor olan dokulardır. İyileşme süreci hasara bağlı olarak bazen aylar hatta yıllar sürebilmektedir.</p>



<p>Tendonların yapısını aslında köprüleri taşıyan güçlü halatlara benzetebilirsiniz. Halatlar bildiğiniz gibi incecik iplerin bir araya gelmesiyle güçlenen ve aşırı yüklere maruz kalsalar bile taşıyıcı rollerini devam ettiren yapılardır. Ancak iplere hasar verir koparırsanız halatın gücü de azalır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="502" height="449" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2617" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1.png 502w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-300x268.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-450x402.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-225x201.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-20x18.png 20w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure></div>



<p>Tendonlar da fibril adı verilen liflerin bir araya gelmesiyle halat gibi güçlü bir yapı oluştururlar. Ancak bu lifler koptuğunda, yırtılmalar olduğunda yeniden birbirine paralel şekilde uzanan lifler oluşturulması oldukça uzun zaman alır. Bazen de hasarın olduğu bölgede sert, esneme özelliği olmayan yumak gibi bir bağ dokusu oluşur ve bu da tendonun esnemesine engel olur ve hareketini kısıtlar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="561" height="205" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2623" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4.png 561w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-300x110.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-450x164.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-225x82.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-20x8.png 20w" sizes="(max-width: 561px) 100vw, 561px" /></figure></div>



<p><strong>Tendon Rahatsızlıklarında Tedavi Yaklaşımı</strong></p>



<p>Tendon hasarı sonrasında genel yaklaşım hastanın yaşadığı şiddetli ağrıyı, enflamasyonu (yangı, ödem, vs) azaltmak yönündedir. Bunun içinde öncelikli olarak öneriler hastanın istirahat etmesi, hasarlı bölgeye buz uygulaması, ağrı kesici kullanımı ve NSAI adı verilen enflamasyonu gideren ilaçların kullanımı yönünde olmaktadır. Ayrıca her alanda olduğu gibi tendon rahatsızlıklarının tedavisinde de gıda takviyeleri kullanılmaktadır. Bu alanda kullanılan ürünlerin tendondaki liflerin sağlıklı iyileşmesini destekleyecek özel etkileri olduğu bilinmektedir.</p>



<p>Tüm bunlara ilave olarak fizik tedavi uygulamaları, egzersizler, iyileşmeyi hızlandırıcı bazı enjeksiyonlar da tedavinin en önemli parçalarıdır.</p>



<p><strong>Tendon Hasarlarının Tedavisinde Takviye Edici Gıdaların Yeri</strong></p>



<p>Tendon iyileşme sürecinin uzun süreli olması ve bazen istenilen kalitede iyileşme elde edilememesinin temel nedenlerinden birisi, iyileşmeyi sağlayacak tendon hücrelerinin miktarının yetersizliğidir. Sonuç olarak tendonda hasarlı liflerin yerini doldurmak için üretilecek sağlıklı kollajen miktarı için zaman gerekir. Bazen de bu kollajen üretimi karmaşık ve sert bir yumak şeklinde gelişerek hareket kısıtlılığına neden olabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.</p>



<p>Kullanımda tendon iyileşmesini desteklediği belirtilen şuan bilimsel olarak etkisini kanıtlamış tek takviye edici içerik var. Patenti olan bu içerik bilimsel yayınlarda Mucopolygen® complex olarak yer almaktadır. Bu özel içerik hasarlı tendonda iyileşmeyi sağlayacak hücrelerin yoğunluğunu artırarak hasarlı fibrillerin sağlıklı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Özellikle Fizik Tedavi uygulamaları ile eş zamanlı kullanıldığında hastanın yaşadığı ağrı şikayetlerinin azaltılmasında ve hareket özgürlüğünün geri kazanılmasında anlamlı etkileri olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.</p>



<p>Ülkemizde de bulunan bu içerik tendon rahatsızlığı yaşayan kişiler için güçlü bir seçenek olarak değerlendirilebilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/">Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkinci Beynimiz; Bağırsaklarımız</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/ikinci-beynimiz-bagirsaklarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Nov 2021 06:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2570</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi ve Doğru Probiyotik Seçimi İkinci beynimiz olarak nitelendirilen bağırsak mikrobiyatası, iyi ve kötü bakterilerin bir arada, dengenin iyi bakteriler lehine olduğu bir ortamdır. Bağırsak mikrobiyatasındaki bu denge farklı nedenlerden dolayı bozulabilir. Örneğin; antibiyotik kullanımı, enflamatuvar hastalıklar, sağlıksız beslenme, stres, elektrosmog, sezaryen doğum ile dünyaya gelmek bu nedenler arasında sayılabilir. Bozulan&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/ikinci-beynimiz-bagirsaklarimiz/">İkinci Beynimiz; Bağırsaklarımız</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center" style="font-size:22px"><strong>Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi </strong></p>



<p class="has-text-align-center" style="font-size:22px"><strong>ve Doğru Probiyotik Seçimi</strong></p>



<p>İkinci beynimiz olarak nitelendirilen bağırsak mikrobiyatası, iyi ve kötü bakterilerin bir arada, dengenin iyi bakteriler lehine olduğu bir ortamdır. Bağırsak mikrobiyatasındaki bu denge farklı nedenlerden dolayı bozulabilir. Örneğin; antibiyotik kullanımı, enflamatuvar hastalıklar, sağlıksız beslenme, stres, elektrosmog, sezaryen doğum ile dünyaya gelmek bu nedenler arasında sayılabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery columns-1 is-cropped"><ul class="blocks-gallery-grid"><li class="blocks-gallery-item"><figure><img loading="lazy" width="1000" height="600" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz.jpg" alt="İkinci Beynimiz; Bağırsaklarımız" data-id="2582" data-full-url="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz.jpg" data-link="https://www.medikomag.com/saglikli-beslen/vitaminler-ve-gida-katkilari/laktoz-intoleransi-nedir-nasil-tedavi-edilir/attachment/ikinci-beynimiz-bagirsaklarimiz-2/" class="wp-image-2582" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz.jpg 1000w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-300x180.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-768x461.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-450x270.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-225x135.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-900x540.jpg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/Ikinci-Beynimiz-Bagirsaklarimiz-20x11.jpg 20w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption class="blocks-gallery-item__caption">İkinci Beynimiz Bağırsaklarımız</figcaption></figure></li></ul></figure>



<p>Bozulan mikrobiyota dengesinin yeniden kurulmasına yardımcı olmak için probiyotikler günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir. Bu aşamada, hem birden fazla bakteri suşuna sahip <em>“çok suşlu probiyotikler”</em> hem de tek probiyotik suşunu içeren <em>“tek suşlu probiyotik</em><em>”</em> içeren ürünler mevcuttur. Probiyotik seçiminde suş isminin bilinmesi, miktarının yeterli düzeyde olması ve insan sindirim sisteminde zaten mevcut olan güvenilir suşlar olması önemlidir. Peki dengenin bozulduğu durumlarda mikrobiyota zenginliğini desteklemek için kullanılacak probiyotiğin çok suşlu olmasının nasıl avantajları olabilir?</p>



<p><strong>Probiyotik Seçiminde Çoklu Suş Avantajı</strong></p>



<p>Öncelikle unutulmaması gereken nokta, insan mikrobiyotası doğası gereği oldukça çeşitli bakteri türlerine ev sahipliği yapar. Mikrobiyotamız kendiliğinden, çok suşlu, çok türlü bakterileri bünyesinde toplayabilen bir ortamdır. Tüm bu bakteri türlerinin birlikte canlılıklarını sürdürebilme becerileri sayesinde, mikrobiyota çeşitliliği kalıtımsal olarak korunabilmiştir. İyi bakteriler özellikle patojen bakterilere karşı inhibe edici etki gösterirken, kendi aralarında da sinerjik etki kurmayı başarabilmişlerdir. Böylece hem mikrobiyotanın doğal ortamı ve bağırsak sağlığı korunmuş hem de bağışıklık sistemimiz desteklenmiştir. Örneğin; bakteri türlerinin, simbiyotik etkileşimi sayesinde, birbirlerinin fonksiyonlarını da desteklediği bilinmektedir. Örneğin <em>Lactobacillus rhamnosus</em> ve <em>Lactobacillus bulgaricus</em> türlerinin varlığında <em>Bifidobacterium lactis’in </em>bağırsak yüzeyine tutunma kuvvetinin çok daha fazla olduğu gösterilmiştir.</p>



<p>2012 yılında yayınlanan bir derlemede; deney ortamına bırakılan benzer dozlardaki tek ve çoklu probiyotik suşlarının, patojen (<em>Clostridium difficile, Salmonella thphimurium</em>) inhibisyonu üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Sonuçta çoklu suşlu probiyotik uygulamasının, tek suş probiyotik uygulamasına göre patojen inhibisyonunda daha etkili olduğu gösterilmiştir.</p>



<p>2011 yılında yayınlanan, <em>“Probiyotiklerin sağlık üzerindeki faydaları: Çok suşlu probiyotik karışımları tek suş probiyotiklere göre daha mı faydalıdır?”</em>&nbsp; isimli derlemede; çok suşlu probiyotik uygulaması ile tek suş probiyotik uygulamasının belirli hastalıklar üzerindeki etkililiği karşılaştırılmıştır. &nbsp;Derlemenin sonunda; çoklu probiyotik suşu uygulamasının, bu suşların tek başına uygulanmasına göre daha iyi etki gösterdiği sonucuna varılmıştır.&nbsp; Hem bakteriler arasındaki sinerjik etki hem de uygulanan probiyotik dozunun fazla olmasının bu sonucu ortaya çıkarabileceği düşünülmektedir. Çoklu suş uygulamasının daha geniş bir aralıktaki hastalık çeşidine karşı etkili olabileceği gösterilmiştir. İncelenen 16 çalışmanın 12’sinde çoklu suş uygulamasının tek bir suş uygulamasına göre daha etkili olduğu bulunmuştur.</p>



<p>Unutulmaması gereken bir diğer nokta; ister çok suşlu olsun ister tek suşlu, tüketilen probiyotiğin eğer belirli bir hastalığın önlenmesi ya da tedavisine destek sunduğu iddia ediliyorsa, mutlaka bu iddianın kanıt seviyesi klinik çalışmalar ile ispatlanmış olmalıdır. Eğer probiyotik ürün mikrobiyotada diğer bakterileri desteklemek ve çoğaltmak amacıyla kullanılacaksa; <em>Lactobacillus</em>, <em>Bifidobacterium,</em> <em>Streptococcus</em> gibi bağırsak lümeninde zaten baskın miktarda bulunan bakteri türlerinin, yeteri kadar fazla miktarda kullanımının tercih edilmesi mantıklı bir çözüm yolu olacaktır.</p>



<p class="has-small-font-size">Referanslar;</p>



<ul class="has-small-font-size"><li>Chapman C et al. Health benefits of probiotics: are mixtures more effective than single strains? Eur J Nutr. 2011; 50:1–17.</li><li>Chapman C et al. In vitro evaluation of single- and multi-strain probiotics: Inter-species inhibition between probiotic strains, and inhibition of pathogens. Anaerobe. 2012; 18: 405-413.</li><li>Kwoji I et al. Multi-Strain Probiotics: Synergy among Isolates Enhances Biological Activities. Biology. 2021; 10, 322.</li></ul>



<div class="wp-block-image is-style-default"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><a href="https://assospharma.com/ntflora-intense-kapsul/" target="_blank" rel="https://assospharma.com/ntflora-intense-kapsul/ noopener"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense.png" alt="İkinci Beynimiz; Bağırsaklarımız" class="wp-image-2572" width="465" height="383" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense.png 465w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense-300x247.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense-450x371.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense-225x185.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/11/intense-20x15.png 20w" sizes="(max-width: 465px) 100vw, 465px" /></a></figure></div>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/ikinci-beynimiz-bagirsaklarimiz/">İkinci Beynimiz; Bağırsaklarımız</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Laktoz İntoleransı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/laktoz-intoleransi-nedir-nasil-tedavi-edilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Sep 2021 12:52:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Vitaminler ve Gıda Katkıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Süt ve süt ürünleri, genel olarak herkesin severek tükettiği ve belki de her öğün farklı farklı tatlarla masamızı süsleyen lezzetlerdendir. Eğer süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra gaz, şişkinlik sorunu yaşamayan şanslı gruptansanız, bu benzersiz lezzetlerin tadını keyifle çıkarmaya devam edebilirsiniz. Ancak süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra ciddi gaz problemleri, şişkinlik ve karın krampları&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/laktoz-intoleransi-nedir-nasil-tedavi-edilir/">Laktoz İntoleransı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-drop-cap">Süt ve süt ürünleri, genel olarak herkesin severek tükettiği ve belki de her öğün farklı farklı tatlarla masamızı süsleyen lezzetlerdendir. Eğer süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra gaz, şişkinlik sorunu yaşamayan şanslı gruptansanız, bu benzersiz lezzetlerin tadını keyifle çıkarmaya devam edebilirsiniz. Ancak süt ve süt ürünlerini tükettikten sonra ciddi gaz problemleri, şişkinlik ve karın krampları yaşıyorsanız <strong>“Laktoz İntoleransınız”</strong> olabilir. Bu durumda bu ürün grubuyla aranıza mesafe koymanız yaşam kaliteniz için lehinize olacaktır.</p>



<p>Bu yazıda laktoz intoleransı hakkında merak ettiklerinizi ve yaşam kalitenizi artıracak tüyoları bulabilirsiniz…</p>



<h3><strong>Laktoz İntoleransı Nedir?</strong></h3>



<p>Süt intoleransı olarak da bilinen laktoz intoleransı,&nbsp;sütte bulunan laktozun sindirilememesine bağlı olarak gelişen bir sindirim sistemi hastalığıdır. Laktoz intoleransı&nbsp;olan kişiler, laktozun parçalanmasını&nbsp;sağlayan laktaz enzimini yeteri kadar üretemezler ve gaz, şişkinlik gibi bazı sindirim problemleri yaşarlar.</p>



<h3>Laktoz İntoleransı Belirtileri Nelerdir?</h3>



<p>Laktoz intoleransının belirtileri, genellikle laktoz içerikli süt ve süt ürünlerini yedikten ya da içtikten sonra 30 dk ile 2&nbsp;<a href="https://www.cnnturk.com/haberleri/saat" target="_blank" rel="noreferrer noopener">saat</a>&nbsp;arası görülmeye başlar.</p>



<p>En belirgin semptomlar;<br>• Şişkinlik,<br>• Gaz,<br>• Karında kramplar,<br>• İshal,</p>



<p>Bulantı ve bazen kusma gibi şikayetlerden oluşmaktadır.</p>



<h3><strong>Laktoz İntoleransı Görülme Sıklığı Nedir?</strong></h3>



<p>Laktoz anne sütünde de bulunduğu için hemen hemen herkes laktozu sindirme becerisiyle yani laktoz toleransı ile doğar. Bu sebeple 5 yaşın&nbsp;altındaki çocuklarda&nbsp;laktoz intoleransı&nbsp;görülme oranı&nbsp;oldukça düşüktür.&nbsp;Yaşın ilerlemesi ile birlikte sindirim sistemimizde laktozu parçalayan laktaz enzimi seviyesi azalır. Dünya toplumlarının ortalama laktoz intoleransı görülme sıklığı %70’tir. Bu değer ülkemizde %71.3’tür.</p>



<h3><strong>Laktoz İntoleransı Nasıl Geçer?</strong></h3>



<p>Laktoz intoleransının&nbsp;neden olduğu şikayetlerin giderilmesinde ilk yöntem, laktoz içeren ürünlerin tüketilmemesidir. Ancak süt ve süt ürünlerinin sağladığı fayda göz önünde bulundurulduğunda başka yöntemler aramaya ihtiyaç duyulmaktadır.</p>



<p><strong>Laktaz Enzimi Takviyesi:</strong> Süt ve süt ürünlerine bağlı hassasiyet yaşayan kişiler için vücuda alınan laktozu sindirmeye yardımcı&nbsp;olacak laktaz enzimi içeren preperatlar bulunmaktadır. Süt veya süt ürünü tüketmeden 10 &#8211; 15 dk önce alınan laktaz enzimi takviyesi laktozun sindirilmesine yardımcı olur. Böylelikle süt ve süt ürünleri tüketiminde yaşanan gaz, şişkinlik, mide ağrısı gibi şikayetlerin önüne geçilir. Burada önemli olan laktaz enzimi takviyesi aldığınız için süt ve süt ürünlerine yönelik diyetinizi bozmamanız gerekir. Süt ve süt ürünlerinden tamamen uzak durmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu gibi durumlar için laktaz enzimi takviyesini hayatınıza dahil etmek, yaşam kalitesinin anlamlı şekilde artmasına yardımcı olmaktadır.</p>



<h2><strong>Laktoz İntloleransı ile Baş Etmenizde Relactaz Tablet Yanınızda!</strong></h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="429" height="327" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/image.png" alt="Laktoz İntoleransı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?" class="wp-image-2547" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/image.png 429w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/image-300x229.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/image-225x172.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/09/image-20x15.png 20w" sizes="(max-width: 429px) 100vw, 429px" /></figure></div>



<p>Relactaz Tablet ile birlikte süt ve süt ürünleri nedeniyle oluşabilecek tüm şikayetlerin önüne geçmeniz mümkün olacaktır. Çünkü Relactaz Tablet, içerisindeki 8000 IU laktaz enzimi, sütün sindirimini kolaylaştırarak yaşanabilecek kramp, şişkinlik, gaz gibi şikayetlerin oluşmasını önlemektedir. Üstelik bunun için süt ve süt ürünleri tüketilecek öğün öncesi sadece 1 tablet almanız yeterli olacaktır!</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/laktoz-intoleransi-nedir-nasil-tedavi-edilir/">Laktoz İntoleransı Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yara İzi (Skar) Nedir?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/cocuk-sagligi/yara-izi-skar-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2021 11:18:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anneler ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bazı insanlar yara izleriyle gurur duyarlar. Onlar için yara izi geçmişte yaşadıkları zorlukların vücutlarındaki birer resmidir. </p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/cocuk-sagligi/yara-izi-skar-nedir/">Yara İzi (Skar) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><u>Yara İzi (Skar) Nasıl Geçer</u></strong>?</p>



<p class="has-drop-cap">Bazı insanlar yara izleriyle gurur duyarlar. Onlar için yara izi geçmişte yaşadıkları zorlukların vücutlarındaki birer resmidir. Ancak çoğunlukla insanlar ameliyat izleri, kaza, yanık, vb. yara izlerinden hem fiziksel olarak kötü gözüktüğü için hem de psikolojik etkileri nedeniyle mümkün olduğunca kurtulmak isterler. Eğer siz de bu insanlardan biriyseniz, bu yazımızda “<strong><u>yara izi nedir ve nasıl geçer?</u></strong>” sorusuna yanıt vermeye çalışacağız.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-768x1024.jpg" alt="Yara İzi (Skar) Nedir?" class="wp-image-2532" width="215" height="286" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-768x1024.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-225x300.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-1152x1536.jpg 1152w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-1536x2048.jpg 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-300x400.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-450x600.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-600x800.jpg 600w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-900x1200.jpg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-20x27.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-1350x1800.jpg 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/pexels-zeynep-sude-emek-4443010-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 215px) 100vw, 215px" /></figure></div>



<p><strong>Yara Kavramına Yakından Bakalım…</strong></p>



<p>Yara izi nasıl geçer sorusuna yanıt vermeden önce yara kavramı konusuna daha yakından bakmamızda fayda var.</p>



<p>Yara izi (Skar), doğal bir yaralanmanın ya da bir ameliyat sırasındaki cerrahi kesinin ardından, derinin yaralanmasının doğal bir sonucu olup, iyileşme sayesinde ortaya çıkan belirtiye yara izi denmektedir. Yara izi (Skar) oluşumunda yaranın iyileşme sürecinin başından itibaren her aşaması etkilidir. Yara izleri (Skarlar) boyut, renk gibi farklı fiziksel özellikler gösterebilirler. Derinin doğal özelliklerine en yakın, uygun şekilde gerçekleşen yara iyileşmesi fizyolojik yara izini (skarı) oluştururken deriden farklı ve belirgin düzeyde oluşan derinin kendi dokusunun yerini büyük oranda skar dokusunun aldığı durumlarda patolojik skarla karşılaşılabilir. Kimi yara izleri (skarlar) bireyin psikolojik durumu üzerinde etki yaratabilir ve bireyde stres veya psikososyal sorunlara yol açabilirler.</p>



<p><strong><u>Patolojik Yara İzleri nelerdir? Kendiliğinden geriler mi?</u></strong></p>



<p>Yaralanmalar cildin üst tabakasında gerçekleşirse, cilt bu izleri tamamen tamir edebilir. Ancak hasar cildin alt tabakalarına ulaşıyorsa mutlaka bir yara iziyle iyileşir. Bu aşamada önemli olan ciltteki izin zor fark edilir ve deri renginde kapanmasını sağlayabilmektedir. Bu bilgiyi bir ameliyat kesisiyle örnekleyecek olursak; ameliyat sonrası cildimizde mutlaka kesi izi kalacağını bilmemiz gerekir. Eğer bu kesi ince, zor fark edilir ve deri renginde kapanmışsa bu duruma fizyolojik skar diyebiliriz. Ve bu haliyle sağlıklı bir iyileşme elde ettiğimizi düşünebiliriz</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image.png" alt="Yara İzi (Skar) Nedir?" class="wp-image-2527" width="192" height="225" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image.png 165w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-20x24.png 20w" sizes="(max-width: 192px) 100vw, 192px" /><figcaption>   Fizyolojik Skar </figcaption></figure></div>



<p>Ancak bazı kişilerde cilt, yaraların tamirinde kullanılan maddeleri aşırı şekilde üretir. Bunun sonucu olarak da yara bölgesinin dışına taşan, sert ve kırmızı görünümlü skarlar (yara izleri) meydana gelir. Bu dokulara keloid ve hipertrofik skar (Patolojik skar) denilmektedir.</p>



<p><strong>Keloid ve Hipertrofik skarın genel özellikleri :</strong></p>



<ul><li>Deri ekleri, kıl, yağ bezleri, ter bezleri rejenerasyonu yoktur.</li><li>Elastikiyetini kaybetmiştir.</li><li>Kontraktür eğilimi vardır.</li><li>Ağrılı, kaşıntılıdır.</li></ul>



<p>Patolojik skar (Yara izi) gibi durumların kendiliğinden geçmesi pek mümkün değildir. Patolojik skarın iyileşmesi adına pek çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu tedaviler oldukça maliyetli ve zorlu tedaviler olmakla beraber Patolojik skarı oluşmadan önlemek yani profilaksi (Silikon Jel vb. kullanımı) uygulamak daha kolay ve nispeten zahmetsiz tedavilerdir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-3.png" alt="Yara İzi (Skar) Nedir?" class="wp-image-2530" width="197" height="237" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-3.png 170w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-3-20x24.png 20w" sizes="(max-width: 197px) 100vw, 197px" /><figcaption> Patolojik Skar</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Peki nedir bu tedaviler? Gelin beraber inceleyelim…</em></strong></p>



<p><strong><u>Patolojik Yara(Skar) İzleri Tedavi Yöntemleri nelerdir?</u></strong></p>



<p><strong>Cerrahi Tedavi:</strong><strong></strong></p>



<p>Enfeksiyonlu yara veya geç kapanmış yara sonrası oluşmuş yara izinin tedavisinde cerrahi olarak çıkarma tercih edilebilen bir yoldur. Bu cerrahi işlemler sonrasında yara izi gelişimi riskini almadan profilaksi (önleyici tedavi) uygulama şeklinde hastaya önemli bir şans vermektedir.</p>



<p><strong>Kortikosteroidler:</strong><strong></strong></p>



<p>İntralezyoner kortikosteroid (yara içine steroid enjeksiyonu); yara izi (skar) tedavisinde tercih edilen, tek başına veya diğer tedavilerle kombine olarak kullanılabilen temel tedavilerden biridir.</p>



<p><strong>Kriyoterapi :</strong><strong></strong></p>



<p>Kriyoterapi keloid ve hipertrofik skar tedavisinde tek başına veya diğer tekniklerle kombine olarak kullanılabilen bir yöntemdir. Donma sonucu dokuda hasar oluşturarak doku yenilenmesini hızlandırmaktadır.</p>



<p><strong>Lazer :</strong><strong></strong></p>



<p>C02 lazer Yara izini (skar) eksize etmek amacıyla kullanılır. Diğer yöntemlere göre daha etkili bir tedavi değildir. Nüksü engellemek için mutlaka diğer tedavi yöntemleri ile kombine edilmesi gerekir. Dokuda hasar oluşturarak doku yenilenmesini hızlandırmaktadır.<strong></strong></p>



<p><strong>Peki Yara izi (Skar) oluşmadan önlemek mümkün olsa?</strong></p>



<p>Derideki herhangi bir yaralanma veya kesi sonrası, derideki yara iyileşme mekanizmaları devreye girer ve deri kendini tamir eder. Ancak, yara iyileşmesi sırasında ileride bu bölgede Yara izi (Skar) gelişip gelişemeyeceği önceden bilinemez. Yaralamayı takiben ilk birkaç ay içinde gözle görünür bir Yara izi (Skar) olmaz. Ancak, skar gelişimine neden olan bütün işlemler, yara bölgesinde ilk günden itibaren başlar ve aylar boyunca devam eder. Eğer, bu dönemde skar gelişimini önleyici bir uygulama yapılmazsa ilerde Yara izi (Skar) oluşma riski artar. Ayrıca, birkaç ay sonra Yara izi (Skar)&nbsp; ortaya çıktığında onu tedavi etmek, oluşumunu önlemekten çok daha zor ve çok daha masraflıdır. Bu nedenle her cerrahi işlem, yaralanma ve yanık sonrası skar gelişmesinin önlenmesi, yani profilaksi yapılması önerilir. Patolojik skar oluşumunu önlemek, tedavi etmekten çok daha önemlidir. Kişinin Yara izi (Skar) geliştirmeye yatkın olmasına bakılmaksızın skar riski taşıyan her hastaya skar&nbsp; profilaksisi yapmak en kesin çözümdür…</p>



<p><strong>Topikal Jeller (Silikon Jeller) :</strong><strong></strong></p>



<p>Silikon jellerin oklüzyon özelliği ile tedavide fazla kollajen sentezlenmesini azalttığı, yara izi bölgesinde nem kaybını önlediği, kullanıldığı bölgeyi dış etmenlerden koruduğu ve böylece yara izini (SKAR) daha oluşmadan engellemeye yardımcı olan tedavi yöntemlerindendir.</p>



<p><strong><u>Siliskar Jel Nedir?</u></strong></p>



<p>Siliskar Jel, yara izi oluşumunu minimum düzeye indiren bir silikon jeldir. Kolay bir şekilde uygulanabilen Siliskar Jel hızlı bir şekilde kurur. Renksiz olması nedeniyle vücudun yüz, boyun ve kol gibi gözüken kısımlarına uygulanabilir. Diğer bir yandan Siliskar Jel cildin nem dengesini korur, kaşıntı ve kızarıklıkları azaltır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="611" height="203" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4.png" alt="Yara İzi (Skar) Nedir?" class="wp-image-2531" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4.png 611w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4-300x100.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4-450x150.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4-225x75.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/08/image-4-20x8.png 20w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></figure>



<p><strong>Siliskar Jel Ne Zaman Nasıl Kullanılır?</strong></p>



<p>Yaranız kapanır kapanmaz Siliskar Jel’i kullanmaya başlayabilirsiniz.</p>



<ul><li>Siliskar Jel’i yara bölgesine parmak ucu ile hafifçe sürerek uygulayın. Yara bölgesine baskı yapmaktan kaçının.</li><li>Her uygulamada önceki kullanımdan kalan silikon jel tabakasını temizleyin.</li><li>Siliskar Jel’i 3 ay boyunca, günde 2 kez uygulayın. Yüksek gramajıyla 1 kutu Siliskar Jel, 3 ay boyunca yeterli olacaktır.</li><li>Siliskar Jel 3 aylık dönemi tek kutu ile karşılayan tek silikon jeldir.</li></ul>



<p><em><strong>Siliskar Jel’i açık yaralarda ve mukozal bölgelerde kullanmayınız…</strong></em></p>



<p><em>Bu sitedeki bilgiler, bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez.<br>Daha fazla bilgi için bir hekime veya eczacıya başvurunuz.</em></p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/cocuk-sagligi/yara-izi-skar-nedir/">Yara İzi (Skar) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tiroid Kanseri Nasıl Tedavi Edilir? Ses Kısıklığı Olur Mu?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tiroid-kanseri-nasil-tedavi-edilir-ses-kisikligi-olur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2020 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2431</guid>

					<description><![CDATA[<p>Endokrin sisteminin şüphesiz en önemli organlarından biri olan tiroid bezi, boynun ön tarafında yerleşerek, vücudumuzun enerji ve protein metabolizmasında önemli görevleri olan hormonları üretmektedir. Yorgunluk, bitkinlik, ses kısıklığı, çarpıntı, saç dökülmesi ve yutkunma güçlüğü gibi belirtiler aslında vücudumuzun verdiği tiroid bezi hastalıklarının da habercisidir. Diğer kanserlere göre yaklaşık yüzde 1 oranında görülen tiroid kanseri, kadınlarda&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tiroid-kanseri-nasil-tedavi-edilir-ses-kisikligi-olur-mu/">Tiroid Kanseri Nasıl Tedavi Edilir? Ses Kısıklığı Olur Mu?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Endokrin sisteminin şüphesiz en önemli organlarından biri olan tiroid bezi, boynun ön tarafında yerleşerek, vücudumuzun enerji ve protein metabolizmasında önemli görevleri olan hormonları üretmektedir. Yorgunluk, bitkinlik, ses kısıklığı, çarpıntı, saç dökülmesi ve yutkunma güçlüğü gibi belirtiler aslında vücudumuzun verdiği tiroid bezi hastalıklarının da habercisidir.</p>



<p>Diğer kanserlere göre yaklaşık yüzde 1 oranında görülen tiroid kanseri, kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. Peki tiroid kanseri nedir ve nasıl tedavi edilir? Tiroid kanserine ilişkin merak edilen birçok detayı sizler için araştırdık.</p>



<h2>Tiroid Kanseri Nedir?</h2>



<p>Tiroid kanseri, tüm kanser türleri arasında neredeyse en az görülen vakalardan bir tanesidir. Tiroid bezi dokularında kanserli hücrelerin oluşması sonucunda gelişen bu hastalık, diğer kanser türlerine göre daha nadir görülmektedir. Tiroid kanserinin görülme sıklığı yaş faktörünün yanı sıra cinsiyet ve radyasyona maruz kalma oranına göre değişiklik gösterebilmektedir.<strong></strong></p>



<h2>Tiroid Kanseri Belirtileri Nelerdir?</h2>



<p>Erken döneminde herhangi bir belirti veya işaret göstermeyen tiroid kanseri ilerleyen dönemlerinde ise;</p>



<ul><li>Boynun ön tarafında hızla büyüyen yumru,</li><li>Boyunda ağrısız şişlik,</li><li>Yutkunma güçlüğü,</li><li>Boyun ve boğazda ağrı,</li><li>Soğukalgınlığına bağlı olmayan öksürük ve</li></ul>



<p>Kalıcı ses kısıklığı gibi belirtiler göstermektedir.</p>



<h2>Ses Kısıklığı Olur Mu?</h2>



<p>Tiroid kanserinin en önemli belirtilerinden bir tanesi ses kısılmasıdır. Tiroid bezinin arkasındaki sinire yapılan bası nedeniyle ses kısıklıkları oluşabilmektedir. Bu nedenle cerrahi müdahalede bulunulmadan önce ses tellerinin normal hareket edip etmediğinin incelenmesi gerekmektedir. Basıya bağlı ses kısıklıklarında yapılan cerrahi tedaviler yardımıyla ses tekrar eski haline dönebilmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="670" height="571" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29.jpg" alt="Tiroid Kanseri" class="wp-image-2432" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29.jpg 670w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29-300x256.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29-450x384.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29-225x192.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-29-20x17.jpg 20w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<h2>Tiroid Kanseri Ameliyatı Sonrası Takip Nasıldır?</h2>



<p>Tiroid kanseri ameliyat sonrası takiplerinde 3 önemli kriter bulunmaktadır. Bunlardan ilki tiroid kanseri tarafından salgılanan hormon düzeyidir. Ameliyat olmuş ve atom tedavisi görmüş vakalarda Tiroglobulin değeri 12’nin çok altına düşer. Bu değerleri yükseltmek özellikle lenf bezlerinin boyutuna göre farklılık gösterebilmektedir. İkinci nokta ise takip sırasında yapılması gereken ultrason takibidir. Bunlar genellikle ameliyattan 6 ay sonra, herhangi bir şey yoksa yılda 1 kere olmak üzere ilk 5 yıl içerisinde düzenli olarak yapılmalıdır. 3. Yöntem ise iyot taramasının yapılmasıdır. Hastalığın seyri sırasında Nükleer Tıp tarafından iyot taraması yapılarak bir metastaz olup olmadığı araştırılmaktadır.</p>



<h2>Tiroid Kanseri Tanısı Nasıl Konulmaktadır?</h2>



<p>Hastalar genellikle boyunda şişlik veya başka nedenlerle yapılan boyun ultrasonografisinde tesadüfen saptanan nodül ile doktora başvurmaktadırlar. Hastalığın teşhisinde ultrasonografi başta olmak üzere tiroid fonksiyon testleri ve ince iğne aspirasyon biyopsisi yeterli olmaktadır.</p>



<h2>Tiroid Kanseri Tedavisindeki Amaç Nedir?</h2>



<p>Tiroid kanseri tedavisindeki amaç; tümörün tamamen yok edilerek, tedavinin istenmeyen yan etkilerinin en düşük düzeyde tutulmasıdır.</p>



<h2>Tiroid Kanseri Nasıl Tedavi Edilir?</h2>



<p>Tiroid kanserinde uygulanan en etkili tedavi yöntemi cerrahi müdahaledir. Yapılacak cerrahi işlem sonrasında radyasyon ve hormon tedavisinde de yararlanılabilmektedir. Hastalığın çoğu cerrahi müdahale ile tamamen iyileştirilebilmektedir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tiroid-kanseri-nasil-tedavi-edilir-ses-kisikligi-olur-mu/">Tiroid Kanseri Nasıl Tedavi Edilir? Ses Kısıklığı Olur Mu?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diş Eti İltihabı</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dis-eti-iltihabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Nov 2020 07:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tıbbi adı “gingivitis” olan diş eti iltihabı, ağız ve diş bakımına yeterli özenin gösterilmemesi, yetersiz beslenme ve bazı hastalıklar nedeniyle diş etlerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar ve iltihaplanmalardır. Bunlar çoğunlukla bakteri kökenli sorunlardır ve çoğu vakada 1 haftadan az sürede iyileşir. Genellikle ağız hijyeni sağlanması dışında ek bir müdahale de gerektirmez. Sadece iltihabın çok büyük olduğu&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dis-eti-iltihabi/">Diş Eti İltihabı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tıbbi adı “gingivitis” olan diş eti iltihabı, ağız ve diş bakımına yeterli özenin gösterilmemesi, yetersiz beslenme ve bazı hastalıklar nedeniyle diş etlerinde ortaya çıkan enfeksiyonlar ve iltihaplanmalardır. Bunlar çoğunlukla bakteri kökenli sorunlardır ve çoğu vakada 1 haftadan az sürede iyileşir. Genellikle ağız hijyeni sağlanması dışında ek bir müdahale de gerektirmez. Sadece iltihabın çok büyük olduğu ve 1 haftadan uzun sürdüğü durumlarda bir diş hekimine danışılması gerekir.</p>



<h2>Diş Eti İltihabı Belirtileri Nelerdir?</h2>



<p>Diş eti iltihabı, toplumun çok büyük bir kesiminde görülen bir rahatsızlıktır ve genellikle de ihmal edilmektedir. Diş etlerinde kanama, kızarıklık ve şişlikler şeklinde görülür, ama sıkıntı yaratmadığı sürece kimsenin pek ciddiye almadığı bir problemdir. Oysa ki ağız kokusu gibi can sıkıcı sorunların kaynağı olabilir. Aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı varsa diş eti iltihabınız olabilir.</p>



<ul><li>Diş etlerinde hassasiyet, kızarıklık ve şişlikler</li><li>Beyaz renkli iltihabi oluşumlar</li><li>Dişlerin fırçalanması veya diş ipi kullanımı esnasında kanama</li><li>Diş eti çekilmesi</li><li>Dişlerde gevşeklik (sallanma)</li><li>Konuşma ve çiğneme sırasında ağrı</li><li>Sıcak ve soğuk besinlere karşı aşırı hassasiyet</li><li>Ağız kokusu</li></ul>



<h2>Diş Eti İltihabı Neden Olur?</h2>



<p>Diş eti iltihabının en temel sebebi bakteriyel plaklardır. Plak dediğimiz şey ise, yemeklerden sonra özellikle diş eti çizgisi üzerinde oluşmaya başlayan, yapışkan, sarımtırak beyaz renkte yumuşak bir kalıntıdır. Tırnağımızı veya çok ince bir kürdanı hafifçe diş etlerimizin altına inip bir hat boyunca sürttüğümüzde&nbsp; kürdanın veya tırnağımızın üzerinde yumuşak sarımtırak bir maddenin biriktiğini görebiliriz. Bu maddeye mikroskopla baktığımızda içinde milyonlarca bakteri olduğu görülür. Diş çürüğüne neden olan, diş eti iltihabına sebep olan ve zamanla tükürüğümüz içinden kalsiyumu alıp, plağı sertleştirip, diş taşı dediğimiz sert birikintileri oluşturan işte bu yapıdır. İnce bir bakteri tabakası olan diş plakları, eğer günde en az 2 kere diş fırçalanmazsa, zamanla sertleşir ve her türlü soruna sebep olur, ki diş eti iltihabı da bunlardan biridir. Ayrıca buna ek olarak;</p>



<ul><li>Sigara ve tütün kullanımı</li><li>Diyabet (şeker) hastalığı</li><li>Bazı ilaçların kullanımı (kortikosteroidler, oral kontraseptifler, kemoterapi ilaçları, kalsiyum kanal blokerları vb.)</li><li>Kırık dolgular</li><li>Dişlerdeki yapısal bozukluklar</li><li>Gebelik</li></ul>



<p>Genetik faktörler gibi sebepler de etkili olabilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="670" height="571" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11.jpg" alt="Diş Eti İltihabı" class="wp-image-2320" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11.jpg 670w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11-300x256.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11-450x384.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11-225x192.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-11-20x17.jpg 20w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<h2>Diş Eti İltihabı Nasıl Tedavi Edilir?</h2>



<p>Eğer yukarıda yazdığımız belirtileri yaşıyorsanız ve diş eti iltihabı olduğuna eminseniz hemen bir diş hekimine danışabilirsiniz, ama ilk 3-4 günde aşağıdaki tedavileri de kendi kendinize uygulayabilirsiniz.</p>



<h3>1- Diş temizliği</h3>



<p>&#8211; Günde iki kez yumuşak kıllı manuel diş fırçası ya da şarjlı fırçalarla diş temizliğinizi sağlamanızdır. Diş eti iltihabı ve plak önleyici florür içeren diş macunu kullanabilirsiniz.</p>



<p>&#8211; Anti-bakteriyel ağız bakım suyu kullanın. Dişlerinizi fırçaladıktan sonra kullanacağınız ağız bakım suyu; plak, diş eti iltihabı ve ağız kokusu önlemeye yardımcı olur.</p>



<p>&#8211; Günde en az bir kez diş ipi kullanın. Çok önemli gibi gelmese de diş ipi diş aralarındaki yemek artığı ve plağı çıkarmak için etkilidir ve çok önemlidir.</p>



<p>&#8211; Plak ve tartarları ortadan kaldırmak için düzenli olarak en az yılda bir kez profesyonel diş temizliğinizi yaptırın.</p>



<h3>2- İlaç tedavisi</h3>



<p>Diş eti iltihabını geçirmek için antiseptik tabletler ve antiseptik gargaralar kullanabilirsiniz ama bunu yine de diş hekiminizin size önermesi daha uygun olacaktır.</p>



<h3>3- Ameliyat</h3>



<p>Bazı vakalarda diş taşı temizleme yöntemiyle diş eti iltihabı onarılır, ama bazı kişilerde bu yöntemlerle bu sorun geçmeyebilir. Böyle bir durumda sağlıksız diş ve diş eti dokusunu düzeltmek için ameliyata başvurulur.</p>



<h3>4- Evde Yapabileceğiniz İşlemler</h3>



<p>Diş eti iltihabı nasıl geçer sorusunun en pratik ve etkili yöntemlerden biri Tuzlu Su yöntemidir. Günde 2-3 defa tuzlu suyla gargara yapın. 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı tuz ilave edin ve gargara yapın. Tuzlu su; ağzınızda oluşan bakterileri uzaklaştırarak enfeksiyonun geçmesini sağlayacağından faydalı bir yöntemdir.</p>



<p>Bir diğer başarılı yöntem de zerdeçal macunu yapmaktır. Toz zerdeçala az miktarda su ilave edip parmağınızla tüm diş etlerinize masaj yaparak sürün, 3-4 dakika bekledikten sonra 2-3 dakika daha diş etlerinize masaj yapın. Uygulama bittikten sonra ağzınızı temiz suyla çalkalayın ve bu işlemi günde 2-3 kez tekrarlayın. Faydalı sonuç elde etmek için 2 hafta boyunca tedaviyi devam ettirin. Zerdeçal, vücuttaki ödem ve iltihabı giderme özelliğiyle ağızda oluşan bakteri ve enfeksiyonları engeller.</p>



<p>Siz yine de iş buralara gelmeden her gün dişlerinizi 2 kere fırçalayıp diş ipi kullanın, bu sorundan kurtulun</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dis-eti-iltihabi/">Diş Eti İltihabı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dolaşım Bozuklukları</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dolasim-bozukluklari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 15:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2315</guid>

					<description><![CDATA[<p>En kısa şekliyle tanımlayacak olursak; dolaşım bozuklukları, damarlarda oluşan sorunlar sebebiyle dolaşım sisteminde aksaklıklar yaşanmasına verilen isimdir. Dolaşım sistemimiz; kalp ve damarlardan oluşmaktadır ve vücuttaki en uç noktalara bile besin ve oksijen taşımakla görevlidir. Bir taraftan da metabolizmamız çalıştıkça çıkan atık ürünler ve karbondioksiti vücuttan atan, yani detox yaptıran çok kapsamlı ve komplike çalışan bir&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dolasim-bozukluklari/">Dolaşım Bozuklukları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>En kısa şekliyle tanımlayacak olursak; dolaşım bozuklukları, damarlarda oluşan sorunlar sebebiyle dolaşım sisteminde aksaklıklar yaşanmasına verilen isimdir. Dolaşım sistemimiz; kalp ve damarlardan oluşmaktadır ve vücuttaki en uç noktalara bile besin ve oksijen taşımakla görevlidir. Bir taraftan da metabolizmamız çalıştıkça çıkan atık ürünler ve karbondioksiti vücuttan atan, yani detox yaptıran çok kapsamlı ve komplike çalışan bir sistemdir.</p>



<p>Lise biyoloji derslerinden hatırlayabilirsiniz, atardamarlarımız kalpten çıkan temiz kanı alıp vücuda dağıtırken, vücutta kullanılan kirli kanı ise toplardamarlar aracılığı ile kalbe geri taşır. Eğer bu sistemin herhangi bir aşamasında (özellikle damarlarda çıkan aksaklıklar sebebiyle) bu iletişim sistemi aksarsa dolaşım bozukluğu meydana gelir. Oldukça önemli ve kimi zaman hayati tehlikeye yol açabilecek kadar ciddi bir sorundur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="670" height="571" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10.jpg" alt="Dolaşım Bozuklukları" class="wp-image-2316" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10.jpg 670w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10-300x256.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10-450x384.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10-225x192.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/10/1-10-20x17.jpg 20w" sizes="(max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<h2>Dolaşım Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?</h2>



<p>Dolaşım bozukluğu yaşandığı bölgeye göre farklı belirtiler gösterebilir. Ama genel olarak şu belirtileri sayabiliriz.</p>



<p>&#8211; El ve ayaklarınız 4 mevsim ısınmıyorsa, hatta yaz aylarında bile kalın çoraplar ve eldivenlerle ellerinizi ayaklarınızı ısıtmak zorunda kalacak kadar çok üşüyorsanız,</p>



<p>&#8211; Düşük tansiyon sorununuz ısrarcı bir şekilde devam ediyorsa ve bir türlü büyük tansiyonunuzu 10-11 üstüne çıkartamıyorsanız,</p>



<p>&#8211; Ellerinizde ve ayaklarınızda şişmeler oluyorsa,</p>



<p>&#8211; El ve ayaklarınızda karıncalanma ve yanma sorununuz varsa, bu durum yağ birikiminin damarlarınızdaki kan akışını bloke ettiği anlamına gelebilir. Eğer böyle bir uyuşma sorununuz varsa,</p>



<p>&#8211; Saçlarınızda kuruluk ve dökülme, tırnaklarınızda kolayca kırılma veya uzamama sorunu varsa,</p>



<p>&#8211; Sabahları yataktan kalkarken gözünüzün önünde kararmalar veya ışık çakmaları, yanıp sönen noktalar oluyorsa ve kırık çizgiler görüyorsanız mutlaka bir doktora başvurup dolaşımınıza baktırmanızı şiddetle tavsiye ederiz.</p>



<h2>Dolaşım Bozukluğunun Sebepleri Nelerdir?</h2>



<p>Dolaşım bozukluğuna sebep olabilecek onlarca etken olabilir ama biz en bilinenleri sıralayacak olursak;</p>



<p><strong>Damar sertleşmesi:</strong> Yüksek kolesterol düzeyleri, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon ve halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet sonucu damar içlerinde plaklar oluşarak damarın esnekliğini kaybetmesine sebep olur. Bunun sonucunda kanın taşınması giderek güçleşir.</p>



<p><strong>Derin ven trombozu:</strong> Derin toplar damarlar içinde ortaya çıkan pıhtı (emboli) sebebiyle kan akımı engellenebilir ve sonuç olarak dolaşım bozukluğu oluşabilir.</p>



<ul><li>Uzun süreli yatak istirahati</li><li>Büyük ameliyat sonrası</li><li>Travma</li><li>Uzun yolculuklar veya uzun süre hareketsiz kalınması</li><li>Damar içine cihaz takılması</li><li>Kan pıhtılaşma hastalıkları</li><li>Gebelik dönemi</li><li>Östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların kullanılması gibi sebeplerle ortaya çıkabilir.</li></ul>



<p><strong>Flebit:</strong> Özellikle bacak bölgesi olmak üzere toplar damarların iltihaplanması durumudur. Bu iltihaplanma pıhtı oluşumuna ve dolayısıyla dolaşım bozuklukları  sorunlarına sebep olabilir.</p>



<p><strong>Yetersiz fiziksel aktivite:</strong> Fiziksel aktivitenin yetersiz olması dolaşımı yavaşlatarak bu probleme zemin hazırlar.</p>



<p><strong>Dar giysiler giymek:</strong> Dar ve vücudu fazla saran giysiler damarların sıkışmasına sebep olarak özellikle kalça bölgesinde dolaşım bozuklukları nedeni olabilir sebep olur.</p>



<p>Stres: Stres vücutta birçok sıkıntılara sebep olabilen bir durumdur. Stres özellikle omuz ve boyun bölgesinde kasılmalara sebep olarak dolaşımın bozulmasına sebep olabilir. Özellikle el ve ayak bölgesinde görülen belirtiler doğrudan stresle ilgili olabilir.</p>



<h2>Dolaşım Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?</h2>



<p>Öncelikle eğer yukarıda belirtilen semptomların birine veya birden fazlasına sahipseniz bir doktora danışmalısınız. Bu tarz problemler için Kalp-Damar Cerrahi bölümüne danışmanız gerekir. Bir kalp-damar uzmanı size gerekli tetkikleri yapacak ve sorununun kökenine inecektir. Teşhis konduktan sonra öncelikli olarak beslenme ve egzersiz, daha sonrasında da stres yönetimi gibi konular olmak üzere bir çok konuda hayat tarzı değişikliğine gitmeniz gerekebilecektir. Bu problemler çoğu zaman kilo vermek, sağlıklı ve kolesterolü düşük beslenmek, düzenli kardiyo egzersizleri yapmak gibi yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak sizin bu sorunlarınız başladığında fazla gecikmeden doktora gitmeniz de aynı oranda önem taşımaktadır. Son dönemde ozon tedavisi de uygulanmakla beraber, hala en doğru ve garantili yöntem, sağlıklı beslenmek ve egzersiz yapmaktan geçmektedir. &nbsp;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/dolasim-bozukluklari/">Dolaşım Bozuklukları</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
