<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>MedikoMag</title>
	<atom:link href="https://www.medikomag.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.medikomag.com</link>
	<description>Popüler Sağlık Platformu</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Apr 2023 12:38:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.7.2</generator>

<image>
	<url>https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2020/07/cropped-favicon-fin-32x32.png</url>
	<title>MedikoMag</title>
	<link>https://www.medikomag.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Apr 2023 12:11:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Osteoartrit; halk arasında kireçlenme olarak da bilinen, ilerleyici dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Oluşum nedeni bilinmemekle birlikte yaş, cinsiyet, kalıtım gibi faktörlerin önemli rol oynadığı belirtilmektedir. Osteoartrit; 50 yaş üzeri kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Yaşa bağlı olarak gelişen bir eklem hastalığı olduğu düşünülse de günümüzde obezite, hareketsiz yaşam, eklemlerin kullanım sıklığına bağlı olarak daha&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/">Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Osteoartrit;</strong> halk arasında kireçlenme olarak da bilinen, ilerleyici dejeneratif bir eklem hastalığıdır. Oluşum nedeni bilinmemekle birlikte yaş, cinsiyet, kalıtım gibi faktörlerin önemli rol oynadığı belirtilmektedir.</p>



<p><strong>Osteoartrit;</strong> 50 yaş üzeri kişilerde en sık görülen eklem hastalığıdır. Yaşa bağlı olarak gelişen bir eklem hastalığı olduğu düşünülse de günümüzde obezite, hareketsiz yaşam, eklemlerin kullanım sıklığına bağlı olarak daha erken yaşlarda da osteoartrit görülebilmektedir. En sık diz, kalça ve el eklemini etkilemektedir.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Tanısı Nasıl Konulur?</strong></p>



<p>Klinikte osteoartrit tanısı, öykü, fiziksel muayene ve radyolojik incelemeler aracılığıyla konulmaktadır.</p>



<p>Eklemlerde gelişen ağrı, tutukluk ve fonksiyon kayıplarına ek olarak şişliğin de görülmesi tanının konulması aşamasında yardımcı kriterler arasında sayılabilir.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Ne Yaşatır?</strong></p>



<p>Osteoartritli hastaların hekime başvurmasına neden olan semptomların başında eklem ağrıları gelmektedir. Eklem ağrıları özellikle yürüme, merdiven inip çıkma, eğilirken ve kalkarken artış göstermektedir. Eklemlerden gelen sürtünme sesi, sertlik ve şişlik, hareket kısıtlılığı, sabah tutukluğu yaygın görülen diğer semptomlar arasında yer almaktadır.</p>



<p>Osteoartritli hastalarda fiziksel sorunların yanı sıra depresyon, anksiyete, sosyal izolasyon gibi pek çok psikososyal sorunlar da görülebilmektedir.</p>



<p><strong>Osteoartriti (Kireçlenmeyi) Tedavi Etmek Mümkün mü?</strong></p>



<p>Günümüzde osteoartritin kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Önerilen ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları ve gıda takviyelerindeki amaç; hastanın yaşadığı ağrı, hareket kısıtlığı, sabah tutukluğu gibi semptomların azaltılarak mobilitenin artırılması, osteoartrit prognozunun (ilerleyişinin) yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılmasını hedeflemektedir.</p>



<p>Osteoartrit; kıkırdak hasarına bağlı olarak dört evre içinde sınıflandırılmaktadır. Hastaların sahip olduğu osteoartrit evrelerine göre önerilen tedavi seçenekleri değişirken, cerrahi yöntemler de seçenekler arasında yer almaktadır.</p>



<p><strong>Osteoartrit (Kireçlenme) Tedavisinde Gıda Takviyelerinin Yeri</strong></p>



<p>Şüphesiz ki, Osteoartritli hastalar yaşadıkları eklem ağrılarından kurtulmak için aktardan alınan bitkisel içeriklerden, farmakolojik ilaçlara, gıda takviyelerinden, kulaktan kulağa nesiller boyu yayılan komşu önerilerine kadar birçok yöntemi deniyorlar.</p>



<p>Ancak<s>;</s>, kesin tedavisi olmayan, onunla yaşamayı öğrenmemiz gereken Osteoartrit gibi bir hastalık söz konusuyken, kullanacağımız gıda takviyelerinde dikkatli olmamızı gerektiren bazı hususlar mevcut. Kullanılacak ürünlerin kalitesi, saflığı, dozu, uzun süre güvenle kullanılabilmesi, yan etki riskinin düşük olması çok önemlidir.</p>



<p>Osteoartrit tedavisinde yüzlerce gıda takviyesi bulunurken etken madde kalitesinden, saflığından, tedavideki tecrübesinden şüphe duymayacağınız bir markayı tercih etmeniz, tedaviden alacağınız olumlu sonuçlara önemli düzeyde katkı sağlayacaktır.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> markası Osteoartrit tedavisinde 2007’den beri kullanılan, hekimlerimizin de sıklıkla tercih ettiği markalardan biridir. <strong>Kondromin</strong> markası etken madde kalitesi ve saflığı ile 16 yıldır fark yaratmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="640" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1024x640.png" alt="Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?" class="wp-image-2675" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1024x640.png 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-300x187.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-768x480.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1536x959.png 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-450x281.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-225x141.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-900x562.png 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-1350x843.png 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin-20x12.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/Kondromin.png 2030w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> <strong>tablet;</strong></p>



<p>Osteoartrit tedavisinde kullanılan tüm doğal içerikleri bir arada bulunduran benzersiz kombinasyon! <strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong>; kıkırdağın doğal yapı elemanları olan Glukozamin ve Kondroitin sülfatı yüksek saflıkta ve klinik çalışmaların önerdiği dozlarda sunarken, son yıllarda Osteoartrit tedavisindeki etkileri ile beğeni uyandıran Kurkumin, Yumurta kabuğu zarı, Tip I ve Tip II kolajeni bir arada bulunduran benzersiz bir markadır.</p>



<p>Osteoartrit (Kireçlenme)’te görülen eklem ağrısı ve tutukluğu üzerine etkileri kanıtlanmış; Metil sülfonil metan, Boswellia serrata, Piknogenol, Bromelain’in yanı sıra sinoviyal sıvının temel yapı taşı olan Hyalüronik asit gibi 13 güçlü aktif madde <strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> ile tek bir ürün içinde yer almaktadır.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> <strong>tablet;</strong></p>



<p>Osteoartritte (Kireçlenme) görülen;</p>



<p>Ağrı, hareket kısıtlığı, sabah tutukluğu gibi semptomların azaltılarak eklem mobilitesinin iyileştirilmesine yardımcı olurken, daha kolay adım atmanızı, daha kolay merdiven çıkmanızı destekler.</p>



<p><strong>Kondromin</strong> <strong>ART</strong> tableti günde 3 defa kullanabilirsiniz.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/osteoartrit-kireclenme-nedir/">Osteoartrit (Kireçlenme) Nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimsel Saç Dökülmesi</title>
		<link>https://www.medikomag.com/guzel-gorun/sac-sagligi/mevsimsel-sac-dokulmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 06:29:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Saç Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sizin “Saç Dökülme Mevsiminiz” Hangisi? Hem erkekler hem de kadınlar için saç dökülmesi oldukça can sıkıcı bir sağlık sorunudur. &#160;Her gün tek tük saçlarımızın döküldüğünü görürüz. Ancak bazı dönemlerde gördüğümüz dökülen saç teli sayısı tedirginlik yaratacak boyutlara ulaşabilir. Sağlığını yitirmiş, incelmiş, zayıf saçlar kişinin dış görünüşünü etkileyen, bu yüzden de kendine olan güvenini zedeleyen bir&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/guzel-gorun/sac-sagligi/mevsimsel-sac-dokulmesi/">Mevsimsel Saç Dökülmesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sizin “Saç Dökülme Mevsiminiz” Hangisi?</p>



<p>Hem erkekler hem de kadınlar için saç dökülmesi oldukça can sıkıcı bir sağlık sorunudur. &nbsp;Her gün tek tük saçlarımızın döküldüğünü görürüz. Ancak bazı dönemlerde gördüğümüz dökülen saç teli sayısı tedirginlik yaratacak boyutlara ulaşabilir. Sağlığını yitirmiş, incelmiş, zayıf saçlar kişinin dış görünüşünü etkileyen, bu yüzden de kendine olan güvenini zedeleyen bir sorun hâline gelir. Özellikle bahar ayları saç dökülmesine yatkın olan kişilerin, saçlarıyla vedalaştığı bir mevsim haline gelebilir…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="901" height="357" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p.png" alt="Mevsimsel Saç Dökülmesi" class="wp-image-2662" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p.png 901w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p-300x119.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p-768x304.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p-450x178.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p-225x89.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/p-20x8.png 20w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></figure>



<p>Mevsimsel Saç Dökülmesi Neden Olur?</p>



<p>Sağlıklı bir insanda her gün 50 ile 100 arasında saç telinin dökülmesi normal olarak kabul edilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu sayının artış göstermesi saç dökülmesi probleminin ciddi boyutlara ulaştığının habercisidir.</p>



<p>Mevsimsel olarak görülen saç dökülmelerinin sebebi ise özellikle saçların dinlenme evresine geçmiş olmasından kaynaklanıyor. İlkbahar ve sonbahar aylarının başlamasıyla saç dökülmesi yaşayanların sayısı iyice artıyor. Çünkü saçlar belirli evrelerden geçer. Bu evrelerden ilki büyüme evresi dediğimiz saçların oluştuğu evreyi oluşturur. İkinci evre bekleme evresi olarak geçer ve dökülmeden bir önceki aşamadır. Daha sonra ise en son aşamada saçlar dökülür. Bazı kişiler bu dökülmeyi çok şiddetli hissetmektedir.</p>



<p>Bu yüzden saç dökülmesinin durdurulması, saçların beslenmesi burada önemli bir rol oynuyor.</p>



<p>Mevsimsel saç dökülmesi dışında diğer sağlık sorunları da saç dökülmesine sebep olabiliyor.</p>



<p>Bu sağlık sorunları arasında şunları sıralayabiliriz:</p>



<ul><li>Saçların yetersiz beslenmesi</li><li>Demir ve çinko eksikliği</li><li>Tiroid bezi hastalıkları</li><li>Aşırı stres</li><li>Yüksek ateş</li><li>Bazı enfeksiyon hastalıkları</li><li>Covid-19 sonrası</li><li>Doğum yapma</li></ul>



<p>Tıp dilindeki adı “telogen effluvium” olan yaygın saç dökülmesi ise en çok görülen saç dökülmesi şeklidir. Telogen effluvium genel olarak yetersiz beslenme sonucunda ortaya çıkar.</p>



<p>Bu sorunla mücadele etmenin farklı yöntemleri tabii ki var.</p>



<p>Ancak saç dökülmesinin yaygın bir şekilde yaşanıyor olması ve bu sorunu yaşayanların çözüm bulmak için yoğun bir arayış içinde olmaları nedeniyle, saç dökülmesini durdurduğunu iddia eden ürünlerin sayısı da günden güne artıyor.</p>



<p>Özellikle saçın ihtiyaç duyduğu besinleri sunan oral gıda takviyeleri bu aşamada oldukça dikkat çekiyorlar. Çünkü bilinen önemli bir gerçeklik; saçın sadece kökleri yolu ile içeriden besleniyor olmasıdır… Bu aşamada saçın gerçekten ihtiyaç duyduğu tüm besinleri, etkili oldukları dozlarda içerisinde bulunduran ve kalitesinden şüphe duymadığınız bir ürün tercih ediyor olmanız önemlidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul.png" alt="Mevsimsel Saç Dökülmesi" class="wp-image-2661" width="450" height="450" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul.png 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-300x300.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-150x150.png 150w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-768x768.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-180x180.png 180w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-90x90.png 90w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-450x450.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-270x270.png 270w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-20x20.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/04/PanPlusGoldKapsul-225x225.png 225w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>



<p>PanPlus® Gold Kapsül</p>



<p>Yaygın saç dökülmesi sorunun çözümü için öncelikle saçın etkili bir şekilde beslenmesi sağlanmalıdır. Bunun için de saça kaybettiği mikrobesinlerin geri verilmesi gerekir.</p>



<p>PanPlus Gold Kapsül, etkisi klinik çalışmalarla kanıtlanmış formülüyle hekimler tarafından en çok reçete edilen ürünlerden biri. Saçın ihtiyaç duyduğu tüm mikrobesinleri yeterli miktarda sağlayan PanPlus Gold Kapsül saçı kök yoluyla besleyen en güçlü formüle sahip.</p>



<p>Bu güçlü formülü, PanPlus Gold Kapsül’ü diğer tüm saç ürünlerinden ayrıştıran en önemli özelliklerinden biridir.</p>



<p>İçeriğine baktığımızda; saç, tırnak hatta cilt sağlığı için gerekli olan optimal dozlarda etkili 25 içeriğe sahiptir. İçeriğinde saçı kökü yolu ile beslenmesine yardımcı olacak protein ve aminoasitler, mineraller, vitaminler, antioksidanlar, bitki ekstreleri yer almaktadır. Saçı kökü yolu ile besleyen zengin içeriği sayesinde saç dökülmesinin durdurulmasına yardımcı olur.</p>



<p>Özellikle PanPlus Gold Kapsül’ ü kullanımda olan diğer ürünlerden net bir şekilde ayıran 6 altın içerik bulunmaktadır.</p>



<p>6 altın içerik olarak tıbbi küf, PABA, taurin, keratin, metiyonin ve sistein yer almaktadır.</p>



<p>Tıbbi küf, PABA ve taurin sadece PanPlus Gold Kapsül içerisinde yer alan içerikler olarak dikkat çekerken, keratin, metiyonin ve sistein gibi saç sağlığının olmazsa olmazı diyebileceğimiz içerikler ise olması gereken dozlarda yani optimal dozlarda sadece PanPlus Gold Kapsül içerisinde yer almaktadır. Keratin 60 mg, metiyonin 200 mg, sistein 200mg dozlarda sadece PanPlus Gold Kapsül içerisinde bulunmaktadır.</p>



<p>PanPlus Gold Kapsül içerisinde yer alan 6 altın içerik saç sağlığında neden bu kadar önemli?</p>



<p>Çünkü Tıbbi Küf içerisinde protein, mineral, vitamin ve yüksek lif içeren bir içeriktir. Saç sağlığında etkisini uluslararası alanda kanıtlamış, tek başına bile benzersiz sonuçlar sunan Tıbbi küf saçların daha canlı ve parlak görünmesini sağlarken ayrıca saç dökülmesinin durdurulmasına yardımcı olmaktadır. Sadece PanPlus Gold Kapsül’ de bulunmaktadır.</p>



<p>PABA ise beyazlamaya doğru giden gri saçların doğal rengini kazanmasına yardımcı olarak PanPlus Gold Kapsül içerisinde yer alıyor.</p>



<p>Keratin; saç, tırnak dediğimiz zaman yapıtaşı olarak görev almaktadır. Saçın yapısında bulunan keratin, saç sağlığı konu olduğunda çok büyük bir öneme sahiptir.</p>



<p>Metiyonin ve sistein aminoasitleri ise keratin yapımında görev almaktadır. Birlikte saçın hammaddesi olan keratini oluşturarak, sağlıklı saçların oluşmasına yardımcı olmaktadırlar.</p>



<p>Bu güçlü içeriği sayesinde PanPlus Gold Kapsül mevsimsel olarak ya da farklı bir nedenle oluşan saç dökülmesinin azaltılmasına, saçların kökü yolu ile beslenmesine ve yeni çıkan saçların daha güçlü çıkmasına yardımcı olur.</p>



<p>PanPlus Gold Kapsül’ü günde 2 defa yemeklerden sonra kullanmak yeterli.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/guzel-gorun/sac-sagligi/mevsimsel-sac-dokulmesi/">Mevsimsel Saç Dökülmesi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Feb 2023 13:39:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2655</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her yılın Şubat aynın son günü dünyada Nadir Hastalık Farkındalık günü olarak anılmaktadır. Peki nedir Nadir Hastalık? Nadir hastalıklar; genel popülasyonun yalnızca çok az bir kısmını etkileyen hastalıklardır. Avrupa Birliği’nin tanımına göre nadir hastalıklar genel popülasyonun 5/10.000’den daha az kısmını etkilemektedir. Bilinen 7000’den fazla nadir hastalık vardır ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık 30 milyon insan nadir&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/">Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Her yılın Şubat aynın son günü dünyada Nadir Hastalık Farkındalık günü olarak anılmaktadır. Peki nedir Nadir Hastalık?</p>



<p><br>Nadir hastalıklar; genel popülasyonun yalnızca çok az bir kısmını etkileyen hastalıklardır.</p>



<p>Avrupa Birliği’nin tanımına göre nadir hastalıklar genel popülasyonun 5/10.000’den daha az kısmını etkilemektedir. Bilinen 7000’den fazla nadir hastalık vardır ve Avrupa Birliği’nde yaklaşık 30 milyon insan nadir hastalığa sahiptir. Dünya nüfusunun ise %6-8 &#8216;inin bu hastalıklardan etkilendiği tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise 4.5-6 milyon kişinin bu hastalıklardan etkilendiği düşünülmektedir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1024x1024.jpg" alt="Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı" class="wp-image-2656" width="512" height="512" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1024x1024.jpg 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-300x300.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-150x150.jpg 150w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-768x768.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1536x1536.jpg 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-2048x2048.jpg 2048w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-180x180.jpg 180w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-90x90.jpg 90w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-450x450.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-270x270.jpg 270w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-20x20.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-225x225.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-900x900.jpg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/02/Nadir-Hastaliklar-Günü-Post-2022-02-27-1350x1350.jpg 1350w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /><figcaption>28 Şubat Nadir Hastalıklar Günü</figcaption></figure>



<p>Nadir hastalıklar, görülme sıklıklarının çok düşük olması ve toplumun küçük bir kısmını etkilemesi açısından bu isimle anılmaktadır. Bu hastalıklar oldukça kompleks, ilerleyici, metabolik, kronik hastalıkları kapsamaktadır. Nadir hastalıklar kontrol edilmediğinde hastaların yaşam kalitesini oldukça düşürebilir ve ölümcül olabilirler.<br><br>Nadir hastalıkların %80’i genetik ve metabolik, %20’si çevresel kaynaklıdır. Hastaların yaklaşık yarısı pediatrik (çocuk) hastalardır; ancak çocukluk döneminde herhangi bir bulgu vermediği için fark edilmeyen ve yetişkinlik döneminde bulgu vermesiyle fark edilen nadir hastalığa sahip yetişkinler de vardır. Büyük bir kısmının genetik kaynaklı olduğu ve ülkemizde akraba evliliklerinin ne kadar yaygın olduğu düşünüldüğünde, etkilenen kişi sayısının mevcut olarak açıklanmış sayılardan çok daha yüksek olduğu varsayılmaktadır.</p>



<p>Bu hastalıkların tedavisi için ciddi çalışmalar yürütülse de hastalıkların %95’lik bir kısmının kesin bir tedavisi bulunmamaktadır. Hasta sayılarının azlığı nedeniyle yeni molekül araştırılmasında ve klinik çalışmaların yürütülmesinde zorluklar da yaşanmaktadır. Yaşanılan zorluklar düşünüldüğünde bu alanda kullanılan ilaçların ne kadar değerli olduğu da anlaşılabilir.</p>



<p>Nadir Hastalıklar Günü, nadir hastalıklar konusunda farkındalık yaratmak ve nadir hastalıkları olan bireyler ve aileleri için tedaviye ve tıbbi bakıma erişimlerini iyileştirmek amacıyla Şubat ayının son günü düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. European Organisation for Rare Diseases (EURORDIS) &#8211;&nbsp; Avrupa Nadir Hastalıklar Organizasyonu, bilinmeyen veya gözden kaçan hastalıklar konusunda farkındalık yaratmak için 2008 yılında Nadir hastalıklara dikkat çekmek amacıyla her dört yılda bir denk gelen nadir bir tarih olan 29 Şubat gününü Farkındalık günü olarak ilan etti. O günden bugüne Şubat ayının son günü Dünya Nadir Hastalıklar Günü&#8217;dür.</p>



<p>Hastalarla empati yapabilmek ve onların anlaşılmasını sağlamak için Dünya Nadir Hastalıklar Günü gibi farkındalık yaratabilecek günler çok önemlidir ve çok özeldir.</p>



<ol type="1"><li><em>Frederiksen SD et al. Rare disorders have many faces: In silico characterization of Rare disorder spectrum. Orphanet Journal of Rare Diseases. 2022;17(1).&nbsp;</em></li></ol>



<ul><li><em><a href="https://www.nadirhastaliklaragi.org.tr/">https://www.nadirhastaliklaragi.org.tr/</a></em></li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/nadir-hastaliklar-ve-turkiyede-gorulme-sikligi/">Nadir Hastalıklar ve Türkiye’de Görülme Sıklığı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Güneşten Korunmanın Önemi</title>
		<link>https://www.medikomag.com/genel/hamilelikte-gunesten-korunmanin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 11:16:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hamilelik bir kadın için dünyanın en güzel hediyesi ve mutluluk kaynağıdır elbette. Kadının güzelliğine güzellik katan bu dönemin ardından ise bazı cilt sorunları can sıkıcı olabilmektedir. Bunların başında ise “Gebelik Maskesi” adı verilen cilt lekeleri yer almaktadır. Mutluluk “MASKELENMESİN” Gebelik maskesi hamilelikle doğrudan ilişkili, ciltte maske şeklinde lekelenme ile kendini gösteren bir cilt sorunudur. Tıp&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/genel/hamilelikte-gunesten-korunmanin-onemi/">Hamilelikte Güneşten Korunmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hamilelik bir kadın için dünyanın en güzel hediyesi ve mutluluk kaynağıdır elbette. Kadının güzelliğine güzellik katan bu dönemin ardından ise bazı cilt sorunları can sıkıcı olabilmektedir. Bunların başında ise “Gebelik Maskesi” adı verilen cilt lekeleri yer almaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="343" height="181" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim1.jpg" alt="Hamilelikte Güneşten Korunmanın Önemi" class="wp-image-2649" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim1.jpg 343w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim1-300x158.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim1-20x11.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim1-225x119.jpg 225w" sizes="(max-width: 343px) 100vw, 343px" /></figure>



<p>Mutluluk “MASKELENMESİN”</p>



<p>Gebelik maskesi hamilelikle doğrudan ilişkili, ciltte maske şeklinde lekelenme ile kendini gösteren bir cilt sorunudur. Tıp diliyle bu soruna melazma da denilmektedir. Hamile kadınların %45-75’nde melazma ve %90’ında hiperpigmentasyon (lekeler) gelişmektedir.</p>



<p>Hamileliğe bağlı hormonal değişikliklerin yanı sıra güneş, genetik yatkınlık, doğum kontrol haplarının kullanımı da melazma oluşma riskini artırmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="536" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-1024x536.jpg" alt="Hamilelikte Güneşten Korunmanın Önemi" class="wp-image-2650" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-1024x536.jpg 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-300x157.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-768x402.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-450x235.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-20x11.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-225x118.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2-900x471.jpg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2023/01/Resim2.jpg 1181w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Güneşin zararlı ultraviyole ışınları, melazma gelişiminde en önemli role sahiptir.&nbsp; Melazma özellikle yüz bölgesi başta olmak üzere, boyun, önkol gibi güneşe maruz kalan bölgeleri daha çok etkilemektedir.&nbsp; Melazma tedaviye dirençli ve yineleyici özellikleri nedeniyle de tedavisi güç bir leke sorunudur.</p>



<p>Bu nedenle hamilelik sürecinde gebelik maskesi oluşumunu önlemek amacıyla güneş koruyucu kullanımı önemle tavsiye edilmektedir. Sadece UVB ışınlarını değil, ayrıca UVA ışınlarını bloke eden geniş spektrumlu güneş koruyucular kullanılmalıdır. Kullanılan güneş koruyucunun gebelere uygun olmasına da özellikle dikkat edilmesi gerekir.&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Dikkat edilmesi gereken diğer çok önemli konu; güneş koruyucunun sadece güneşe çıkarken değil, evdeyken, yağmur ya da kar yağarken yani her mevsim düzenli olarak kullanılması gerekliliğidir. Düşünülenin aksine güneşin zararlı ışınları sadece pırıl pırıl güneşli havalarda değil, bulutlu ve kapalı havalarda da kendisini göstermektedir.</p>



<p>Sonuç olarak mutlu ve cilt lekelerinin gölge düşürmediği bir hamilelik dönemi için güneş koruyucunuzu yanınızdan ayırmayın.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/genel/hamilelikte-gunesten-korunmanin-onemi/">Hamilelikte Güneşten Korunmanın Önemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan Sağlık Hizmeti “USH” nedir?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/genel/uzaktan-saglik-hizmeti-ush-nedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Feb 2022 13:17:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, pandemiyle birlikte hayatımıza giren uzaktan sağlık hizmeti hakkında bilgi verdi. Biz de kısa adı “USH” olan “Uzaktan Sağlık Hizmeti”ni araştırdık. Merak ettiğiniz soruların cevaplarını sizler için derledik. İşte konu ile ilgili detaylar&#8230;; Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğe göre uzaktan sağlık hizmeti sunan ve&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/genel/uzaktan-saglik-hizmeti-ush-nedir/">Uzaktan Sağlık Hizmeti “USH” nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, pandemiyle birlikte hayatımıza giren uzaktan sağlık hizmeti hakkında bilgi verdi. Biz de kısa adı “USH” olan “Uzaktan Sağlık Hizmeti”ni araştırdık. Merak ettiğiniz soruların cevaplarını sizler için derledik. İşte konu ile ilgili detaylar&#8230;;</p>



<p>Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yönetmeliğe göre uzaktan sağlık hizmeti sunan ve sunmak isteyen sağlık tesislerinin uyması gereken kurallar belirlendi.</p>



<p>Bu uygulamanın hayata geçmesindeki en büyük amaç, zaman kaybının önlenmesi ve hastanelerde oluşan yoğunluğun önüne geçilmesidir.</p>



<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, konu ile ilgili şu açıklamalara yer verdi;</p>



<p>&#8220;Bakanlığımız, sağlık kurumunda hasta olarak bizzat bulunmadan, çağdaş bilişim teknolojileri kullanarak sağlık hizmeti almanın kurallarını belirledi. Uygulama zaman kaybını önleyecek.&#8221;</p>



<p>Uzaktan sağlık hizmetinin, sadece gerekli bilişim teknoloji alt yapısına sahip, Bakanlıkça ruhsatlı sağlık kuruluşlar tarafından sunulabileceğini belirten sağlık bakanı &#8220;Uzaktan sağlık hizmeti gereklerini yerine getirmek koşuluyla, artık hastalara e-reçete yazmak, rapor vermek mümkün olacak. USH hayırlı olsun!&#8221; ifadelerini kullandı.</p>



<p><strong>USH NEDİR?</strong></p>



<p>Uzaktan Sağlık Hizmeti (USH), faaliyet izni almış olan sağlık tesislerinde, sağlık meslek mensubunun, sağlık hizmeti talep eden kişiye veya diğer sağlık meslek mensubuna sunduğu sağlık hizmetidir.</p>



<p class="has-drop-cap">Bu kapsamda, uzaktan sağlık hizmeti almayı isteyen kişi, hizmetin elverdiği ölçüde muayene edilebilecek. Kişinin tıbbi gözlem, izlem ve takibi ile değerlendirmesi yapılabilecek, teşhis edilmiş hastalıkları kontrol edilebilecek ve kişiye tıbbi danışmanlık verilebilecek.</p>



<p>Ayrıca Uluslararası sağlık turizmi yetki belgesi almış sağlık tesislerince, ilgili mevzuat çerçevesinde uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında uzaktan sağlık hizmeti verilebilecek.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/genel/uzaktan-saglik-hizmeti-ush-nedir/">Uzaktan Sağlık Hizmeti “USH” nedir?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/noraltup/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Feb 2022 06:32:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anneler ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bebek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile Kalmak]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik Dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nöral Tüp Nedir? Nöral tüp adı verilen yapı; beyin dokusundan başlayıp, boylu boyunca omuriliği de içine alacak şekilde aşağı doğru uzanan bir yapıdır. Hamile kalınan günden 17-30 gün sonra bebeğin nöral tüpü, yani sinir sistemini oluşturan bölümü gelişir ve kapanır. Nöral tüp daha ileriki dönemde bebeğin omuriliğini, omurlarını, beynini ve kafatasını oluşturur. Nöral Tüp Defekti&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/noraltup/">Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Nöral Tüp Nedir?</strong></p>



<p class="has-drop-cap">Nöral tüp adı verilen yapı; beyin dokusundan başlayıp, boylu boyunca omuriliği de içine alacak şekilde aşağı doğru uzanan bir yapıdır. Hamile kalınan günden 17-30 gün sonra bebeğin nöral tüpü, yani sinir sistemini oluşturan bölümü gelişir ve kapanır. Nöral tüp daha ileriki dönemde bebeğin omuriliğini, omurlarını, beynini ve kafatasını oluşturur.</p>



<p><strong>Nöral Tüp Defekti (NTD) nedir?</strong></p>



<p>Eğer nöral tüp olması gerektiği gibi kapanmazsa bebeğin beyni ve omuriliği açıkta kalır. Henüz tam olarak nedeni bilinmeyen ancak genetik ve çevresel etmenlerin birlikte rol oynadığı düşünülen bazı durumlarda nöral tüp oluşumunu tamamlayamaz. Bunun sonucunda anensefali (beynin gelişmemesi, beynin kafatası kemiğinin dışına çıkması), spina bifida (omurilik ve sinirlerin açıkta kalması) gibi nöral tüp defektleri (NTD) ya da doğumsal beyin ve omurilik hasarı denilen ciddi doğumsal anomaliler oluşur. </p>



<p><strong>Anensefali:</strong></p>



<p>Bebeğin beyin dokusunun olmadığı, kafatası kemiklerinin gelişmediği, yaşamla bağdaşmayan doğumsal bir kusur şeklidir. Anensefali, nöral tüp defektinin en ağır şeklidir ve nöral tüpteki açıklığın kafatası seviyesinde olmasına bağlı olarak gelişir.</p>



<p>Anensefalinin daha hafif olan şekline ensefaloseladı verilir. Anensefalili bebekler doğumdan kısa bir süre sonra hayatını kaybederler. Diğer NTD’ler, yaşam boyu sürecek ciddi sakatlıkların nedenidir.</p>



<p><strong>Spina bifida:</strong></p>



<p>Embriyonik gelişim sırasında, sırttaki omurilik sinir dokusunun korunmasını sağlayan omurga kemikleri ve ek dokuların gelişmesindeki sorun nedeniyle omurilik ve çevresindeki zarların dışarıya fışkırması durumudur. Halk arasında bebeğin belinde açıklık olması şeklinde açıklanabilir.</p>



<p>Nöral Tüp Defektlerinin önlenmesi (profilaksisi) ailenin sağlığını yükseltmek ve yaşam kalitesini artırmak için çok önemlidir.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="300" height="400" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/SpinaBifidaPlacode-300x400-1.png" alt="Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler" class="wp-image-2634" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/SpinaBifidaPlacode-300x400-1.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/SpinaBifidaPlacode-300x400-1-225x300.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/SpinaBifidaPlacode-300x400-1-20x27.png 20w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure></div>



<p>NTD, en sık rastlanan doğumsal anomalilerdendir. Her yıl dünyada yalnızca gebelikte tanı konabilen NTD sayısı 300.000’dir. NTD görülme sıklığı Avrupa genelinde binde 1, Amerika Birleşik Devletleri’nde binde 2-4 olarak belirtilmiştir.</p>



<p>Türkiye&#8217;de çeşitli illerde yapılmış çalışmaların sonuçlarına göre NTD sıklığı binde 3 &#8211; 6 arasında değişmektedir. NTD sıklığı ve dağılımındaki farklılıklar Dünyada olduğu gibi ülkemizde de beslenme, kültürel veya genetik faktörler gibi bazı özgün veya özgün olmayan nedenlerin incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu değerler, ülkemizde NTD sıklığının Avrupa ve ABD’ye göre çok yüksek olduğunu göstermektedir.</p>



<p class="has-text-align-center"><strong><u><span style="color:#1e00a3" class="has-inline-color">Nöral Tüp Defektleri, önlenebilen tek doğumsal kusurdur.</span></u></strong></p>



<p><strong>Folik Asit kullanımı NTD riskini azaltır!</strong></p>



<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) nöral tüp defektinin önlenmesi için gebe kalmadan önceki 2. aydan başlayarak, gebeliğin ilk 3 ayının sonuna kadar günde 400 mikrogram (mcg) folik asit alınmasını tavsiye etmektedir. ABD, Hollanda, Norveç, Macaristan, Avustralya, Çin, İran gibi çeşitli ülkelerde yapılan çalışmalar günde 400 mcg folik asidin döllenme öncesi ve sonrası dönemde kullanıldığında NTD riskini %94’e kadar azalttığını göstermiştir.</p>



<p><strong>Folik Asit</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242.jpg" alt="Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler" class="wp-image-2635" width="671" height="355" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242.jpg 650w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242-300x159.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242-450x238.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242-20x11.jpg 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/650x344-folik-asit-nedir-folik-asitin-faydalari-nelerdir-1601020413242-225x119.jpg 225w" sizes="(max-width: 671px) 100vw, 671px" /></figure>



<p>Folic asit B9 vitaminidir. Vücuda alındığında bazı enzimlerin yardımıyla aktifleşir ve etkisini gösterir. Takviye edici gıdalarda günümüzde folik asitin aktif hali kullanılmaktadır (L-metilfolat).</p>



<p>Gebe olduğundan şüphelenen kadınların hemen folik asit takviyesine başlamaları ve gebeliğin 12. haftasına kadar da devam etmeleri gerektiği Belirtilmektedir. Zorunlu folik asit takviyesi gerekli, etkili ve güvenli bulunduğundan Amerika dahil 40 ülkede kabul edilmiştir. Özellikle gelişmiş ülkelerde folik asit takviyesi standart hale gelmiştir. Doğurma çağındaki her genç kızın günde 400 mcg folik asit alıyor olması oluşabilecek doğumsal anomalilerin engellenebilmesi için tüm dünyada üzerinde önemle durulan bir uygulama olmaya devam etmektedir.</p>



<p><strong>Gebelikte İyot Eksikliği</strong></p>



<p>İyot, vücutta birinci görevi tiroid hormonları yapımında görev almak olan önemli bir elementtir. İyot alımı yetersiz olduğunda tiroid hormonlarının yapımı bozulur ve guatr denilen hastalık meydana gelir. Guatr boynun ön tarafında bulunan troid bezinin fazla büyümesidir. Dünya nüfusunun yaklaşık %40&#8217;ı iyot eksikliği riski altındadır.</p>



<p>Hamilelik anabolik bir durum olduğu için hamilelikte tiroid hormonları yapımı artar ve dolaylı olarak iyot ihtiyacı artar. &#8220;Gebelikte iyot ihtiyacı 2 katına çıkar. Gebelik öncesi triod hormonlarında hiçbir sıkıntısı olmayanlarda bile hamilelik sonrasında sorunlar görülebilir. Peynir, yoğurt, süt, yumurta, balık, tuz iyot bakımından zengin gıdalardır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb.jpg" alt="Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler" class="wp-image-2636" width="667" height="500" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb.jpg 800w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb-300x225.jpg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb-768x576.jpg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb-450x338.jpg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb-225x169.jpg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/iyot-iceren-besinler-nelerdir-yuksek-iyotlu-10-besin-919f4018-670e-4926-9aa1-c64d828b78eb-20x15.jpg 20w" sizes="(max-width: 667px) 100vw, 667px" /></figure>



<p>İyot toprakta ve deniz suyunda bol miktarda bulunur. Besinlerin yetiştiği bölgedeki toprağın içerdiği iyot miktarına bağlı olarak aynı besin farklı yerlerde yetişmesinden dolayı çok faklı miktarda iyot içerebilir. Bu nedenle her besinin ne kadar iyot içerdiğini belirlemek ve satılan ürün paketlerine bunu yazmak her zaman kolay değildir.</p>



<p><strong>Gebelikte İyot Eksikliğinin Zararları</strong></p>



<p>Gebelikte iyot eksikliği ve hipotiroidi (tiroid hormonlarının normalden az olması) bebeğin beyin gelişimini etkileyebilir. Hamileliğin özellikle ilk yarısında bebeğin nörolojik gelişimi açısından annenin tiroid hormonları çok önemlidir. Anne adayındaki iyot eksikliği hipotiroidiye yani tiroid hormonlarının normalden az olmasına neden olmuşsa bu durumda düşük gelişme riski artar. Hamilelik sırasında iyot eksikliği hipotiroidiye neden olmuşsa bebekte bazı anomaliler ve doğumdan sonra zeka geriliği, öğrenme güçlüğü gibi problemler meydana gelebilir. Bazı araştırmalar hamilelikte görülen hafif ve orta derecede iyot eksikliğinde de doğumdan sonra çocukta öğrenme güçlüğü ve benzeri nörolojik problemler izlenebileceğini göstermiştir &#8211; 2013 yılında yayınlanan bir araştırmada hafif derecede iyot eksikliği saptanan gebeliklerde doğumdan sonra çocuk yeterli miktarda iyot alsa bile öğrenme yeteneğinin az olabileceği vurgulanmıştır. Bu araştırmada doğumdan sonra çocukların iyottan zengin beslenmelerine rağmen 9 yaşında öğrenme/anlama yeteneklerinin daha düşük olduğu saptanmıştır.</p>



<p>Tüm bu bilimsel veriler ışığında gebe kalmayı düşünen her kadına hekimlerin önerisi folik asit ve iyot takviyesi almaları yönündedir. Bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almak için bu önerilere dikkat etmeyi unutmayın.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="413" height="529" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1.png" alt="Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler" class="wp-image-2637" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1.png 413w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1-234x300.png 234w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1-20x26.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/image-1-225x288.png 225w" sizes="(max-width: 413px) 100vw, 413px" /></figure></div>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/anneler-ve-cocuklar/noraltup/">Gebelik Öncesi “Nöral Tüp Defekti” Hakkında Bilinmesi Gerekenler</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</title>
		<link>https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Feb 2022 06:47:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Anneler ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Atopik dermatit nedir? Atopik dermatit kuruluk, kızarıklık, kaşıntı ve alevlenmenin eşlik ettiği kronik (tekrarlayan) bir cilt hastalığıdır. Çoğu zaman genetik yatkınlık olarak ortaya çıkar (yani bir kişinin anne veya babasında atopik yapı varsa çocuklarında da bu durum ortaya çıkabilir). Atopik yapılı hastalar, yaşamlarının ilk yıllarından başlayarak çevresel faktörlere karşı ani bir aşırı duyarlılık geliştirirler. Atopik&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/">Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Atopik dermatit nedir?</strong></p>



<p class="has-drop-cap">Atopik dermatit kuruluk, kızarıklık, kaşıntı ve alevlenmenin eşlik ettiği kronik (tekrarlayan) bir cilt hastalığıdır. Çoğu zaman genetik yatkınlık olarak ortaya çıkar (yani bir kişinin anne veya babasında atopik yapı varsa çocuklarında da bu durum ortaya çıkabilir). Atopik yapılı hastalar, yaşamlarının ilk yıllarından başlayarak çevresel faktörlere karşı ani bir aşırı duyarlılık geliştirirler.</p>



<p><strong>Atopik dermatit hangi yaşlarda daha sık görülür?</strong></p>



<p>Atopik dermatit; çocukların %10-15&#8217;inde, erişkinlerin ise %2-10&#8217;nunda görülür. Atopik dermatitin görülme sıklığı, son 30 yılda sanayileşmiş ülkelerde iki ya da üç kat artmıştır. Bunun sebebi de yaşamın erken dönemlerinde mikroorganizmalarla temasın az olması sonucu atopik hastalıklara yatkınlığın artmasıdır.</p>



<p><strong>Atopik dermatiti tetikleyen faktörler nelerdir?</strong></p>



<p>Atopik dermatit lezyonlarını tetikleyen faktörler olarak; ev tozu akarları, polenler, hayvan tüy ve döküntüleri, bazı yiyecekler (inek sütü, yumurta, balık, fıstık, soya, buğday), bakteriler, mantarlar, virüsler, sıcak su ve sabunla banyo, terleme, deterjanlar, sentetik yünlü giysiler, sıcak-kuru iklim, stresin artması sayılabilir. Bu tetikleyici faktörlerden biri bile atopik dermatit semptomlarının ortaya çıkmasına neden olur. Özellikle kışın nem azalınca deriden su kaybı artar bu da lezyonların artmasına neden olur. Ayrıca sıcak su ve sabun da semptomların alevlenmesine yol açabilmektedir.</p>



<p>Atopik dermatitin en belirgin özelliği kuru ve kaşıntılı bir deridir. Bunun nedeni de derinin üst tabakasında yer alan koruyucu tabakanın zarar görmesi ve derinin nemini kaybetmesidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="1024" height="891" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1024x891.jpeg" alt="Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek" class="wp-image-2627" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1024x891.jpeg 1024w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-300x261.jpeg 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-768x669.jpeg 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1536x1337.jpeg 1536w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-2048x1783.jpeg 2048w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-450x392.jpeg 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-225x196.jpeg 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-900x783.jpeg 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-1350x1175.jpeg 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/gorsel1-20x17.jpeg 20w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Atopik dermatitin tedavi yöntemleri nelerdir?</strong></p>



<p>Atopik dermatit, kronik olarak tekrarlayan ve tam olarak nedeni bilinmediği için kesin bir tedavisi olmayan bir cilt hastalığıdır. Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Bunun içinde belirli tedavi basamakları bulunmaktadır.</p>



<p>Etkili bir tedavi; erken dönemde lezyon gelişimi ilerlemeden atakları önlemeye, alevlenmenin şiddetlendiği dönemde ise uygun deri bakımının sağlanmasına ve atak sayısının azaltılmasına yönelik olmalıdır. Bu anlamda tedavi üç aşamadan oluşur;</p>



<p><span style="color:#0037a3" class="has-inline-color"><strong>1)</strong> Bozulmuş deri bariyerinin tamiri için hayat boyu emolyen (nemlendirici) kullanımı ve doğru deri temizliği yapmak,</span></p>



<p><span style="color:#0029a3" class="has-inline-color"><strong>2)</strong> Hayat boyu bozulmuş deri bariyerini güneşten en üst düzeyde korumak,</span></p>



<p><span style="color:#000aa3" class="has-inline-color"><strong>3) </strong>Semptomlar hafif-orta düzeydeyken (erken dönem) kontrol altına almak.</span></p>



<p>Atopik dermatit tedavisinde derinin temizliği ve bakımı tedavinin temelini oluşturur. Deriyi tahriş edici madde ve alerjen içermeyen, özellikle içerisinde emolyen içeriği yüksek vücut şampuanları hastaların banyoda da tedavilerinin devamını sağlar.</p>



<p>Atopik dermatitli çocuklar, sağlıklı çocuklardan farklı olarak hasarlı bir deriye sahip oldukları için çok sık duş almamalı, duş aldıklarında da emolyen içeriği yüksek temizleyicileri kullanmaları gerekmektedir. Çünkü kendilerine özel olmayan temizleyicilerin kullanımı hasarlı olan deri duvarına daha çok hasar vererek semptomların tetiklenmesine sebep olacaktır. Bu anlamda atopik dermatitli çocuk ve yetişkinlerin temizleyicileri de atopik dermatite özel olmalıdır.</p>



<p>Her atopik dermatit hastasının yaşam boyu dikkat etmesi gereken en önemli nokta, bozulmuş deri bariyerini tamir etmeye yönelik emolyen kullanımıdır. Tüm hayatları boyunca emolyen kullanımı ve güneşten en üst düzeyde korunmak bu hastalar için en önemli noktadır. Çünkü yaygın deri kuruluğu atopik dermatitin önemli belirtilerinden biridir. Bu nedenle atopik dermatit tedavisinde, bozulmuş deri bariyerini tamir ederek hastaların yaşadığı kuruluğun giderilmesi tedavinin ilk basamağını oluşturmaktadır. Yani derinin en iyi şekilde nemlendirilmesi şarttır. Atopik dermatitli hastalarda cildin nemlendirilmesi çok önemlidir ve bu durumun önemi birçok bilimsel yayında belirtilmiştir. Şunu da unutmamak gerekiyor, sağlıklı bir deri bariyerinde bulunan en önemli yapıtaşlarından birisi linoleik asittir. Linoleik asit, derinin bütünlüğünün korunmasında önemli bir role sahiptir. Deri bütünlüğü bozulduğunda kuruluğun yanı sıra deri, dışardan gelecek tehlikelere de açık hale gelmektedir.&nbsp; Bu anlamda da hastalar esansiyel yağ asit içeriğine sahip emolyenler kullanmalıdırlar. Ancak her emolyen deri bariyerini tamir edecek içeriği sahip değildir. Bu noktada hem atopik dermatit semptomlarını hafifletici hem de deri bariyerini onarıcı etkileri için linoleik asit içeren emolyenler kullanılmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" width="647" height="1024" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-647x1024.png" alt="Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek" class="wp-image-2628" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-647x1024.png 647w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-190x300.png 190w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-768x1215.png 768w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-971x1536.png 971w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-1294x2048.png 1294w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-450x712.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-225x356.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-900x1424.png 900w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-1350x2136.png 1350w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01-20x32.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/02/Linola-Mailing-2021-07-13-01.png 1477w" sizes="(max-width: 647px) 100vw, 647px" /></figure>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/atopik-dermatit-egzema-ile-yasamayi-ogrenmek/">Atopik Dermatit (Egzema) ile Yaşamayı Öğrenmek</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</title>
		<link>https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2022 10:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bedenini Tanı]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Rahatsızlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sporcu Sağlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2615</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tendonlar hareket sistemimizin köprüleridir. Kasları kemiğe bağlayan bu özel doku sayesinde özgürce hareket ederiz. Bu dokuların sahip oldukları esneme kabiliyeti ile kaslara yapılan aşırı yüklenmelere rağmen dayanıklılıklarını korurlar. Ancak bazen bu sağlam dokular taşıyamayacağı kadar yüke maruz kalabilir, yırtılabilir ve hatta kopmalar meydana gelebilmektedir. Spor yaparken ya da günlük hayatta yaptığımız yanlış hareketler neticesinde bu&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/">Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-drop-cap">Tendonlar hareket sistemimizin köprüleridir. Kasları kemiğe bağlayan bu özel doku  sayesinde özgürce hareket ederiz. Bu dokuların sahip oldukları esneme kabiliyeti ile kaslara yapılan aşırı yüklenmelere rağmen dayanıklılıklarını korurlar. Ancak bazen bu sağlam dokular taşıyamayacağı kadar yüke maruz kalabilir, yırtılabilir ve hatta kopmalar meydana gelebilmektedir. Spor yaparken ya da günlük hayatta yaptığımız yanlış hareketler neticesinde bu hasarlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz. Tendon hasarlarında yaşanan şiddetli ağrı, hareket kısıtlılığı ise yaşamı ciddi derecede etkileyebilmektedir. Özellikle sporcular için meydana gelen bu hasarlar kişinin spor yaşamını tamamen etkileyebilmekte ya da sonlandırabilmektedir</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="370" height="208" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2616" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image.png 370w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-300x169.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-20x11.png 20w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-225x126.png 225w" sizes="(max-width: 370px) 100vw, 370px" /><figcaption>Tendon</figcaption></figure></div>



<p>Tendonlar,&nbsp; iyileşmeyi hızlandıracak kan damarları yönünden ve iyileşme için gerekli olan kollajeni üretecek hücreler bakımından fakir oldukları için bu dokularda meydana gelen hasarların iyileşme süreci oldukça uzun zaman alabilmektedir. Ayrıca bu dokularda sağlıklı iyileşme elde edilemediği takdirde, benzer bir ters hareket sonucu rahatsızlığın yeniden nüks etmesi de oldukça sık rastlanan bir durumdur.</p>



<p><strong>Tendonların İyileşme Süreci</strong></p>



<p>Tendonlar yukarıda da belirtildiği gibi iyileşme süreçleri zor olan dokulardır. İyileşme süreci hasara bağlı olarak bazen aylar hatta yıllar sürebilmektedir.</p>



<p>Tendonların yapısını aslında köprüleri taşıyan güçlü halatlara benzetebilirsiniz. Halatlar bildiğiniz gibi incecik iplerin bir araya gelmesiyle güçlenen ve aşırı yüklere maruz kalsalar bile taşıyıcı rollerini devam ettiren yapılardır. Ancak iplere hasar verir koparırsanız halatın gücü de azalır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="502" height="449" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2617" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1.png 502w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-300x268.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-450x402.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-225x201.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-1-20x18.png 20w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></figure></div>



<p>Tendonlar da fibril adı verilen liflerin bir araya gelmesiyle halat gibi güçlü bir yapı oluştururlar. Ancak bu lifler koptuğunda, yırtılmalar olduğunda yeniden birbirine paralel şekilde uzanan lifler oluşturulması oldukça uzun zaman alır. Bazen de hasarın olduğu bölgede sert, esneme özelliği olmayan yumak gibi bir bağ dokusu oluşur ve bu da tendonun esnemesine engel olur ve hareketini kısıtlar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large"><img loading="lazy" width="561" height="205" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4.png" alt="Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri" class="wp-image-2623" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4.png 561w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-300x110.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-450x164.png 450w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-225x82.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2022/01/image-4-20x8.png 20w" sizes="(max-width: 561px) 100vw, 561px" /></figure></div>



<p><strong>Tendon Rahatsızlıklarında Tedavi Yaklaşımı</strong></p>



<p>Tendon hasarı sonrasında genel yaklaşım hastanın yaşadığı şiddetli ağrıyı, enflamasyonu (yangı, ödem, vs) azaltmak yönündedir. Bunun içinde öncelikli olarak öneriler hastanın istirahat etmesi, hasarlı bölgeye buz uygulaması, ağrı kesici kullanımı ve NSAI adı verilen enflamasyonu gideren ilaçların kullanımı yönünde olmaktadır. Ayrıca her alanda olduğu gibi tendon rahatsızlıklarının tedavisinde de gıda takviyeleri kullanılmaktadır. Bu alanda kullanılan ürünlerin tendondaki liflerin sağlıklı iyileşmesini destekleyecek özel etkileri olduğu bilinmektedir.</p>



<p>Tüm bunlara ilave olarak fizik tedavi uygulamaları, egzersizler, iyileşmeyi hızlandırıcı bazı enjeksiyonlar da tedavinin en önemli parçalarıdır.</p>



<p><strong>Tendon Hasarlarının Tedavisinde Takviye Edici Gıdaların Yeri</strong></p>



<p>Tendon iyileşme sürecinin uzun süreli olması ve bazen istenilen kalitede iyileşme elde edilememesinin temel nedenlerinden birisi, iyileşmeyi sağlayacak tendon hücrelerinin miktarının yetersizliğidir. Sonuç olarak tendonda hasarlı liflerin yerini doldurmak için üretilecek sağlıklı kollajen miktarı için zaman gerekir. Bazen de bu kollajen üretimi karmaşık ve sert bir yumak şeklinde gelişerek hareket kısıtlılığına neden olabilecek sonuçlar doğurabilmektedir.</p>



<p>Kullanımda tendon iyileşmesini desteklediği belirtilen şuan bilimsel olarak etkisini kanıtlamış tek takviye edici içerik var. Patenti olan bu içerik bilimsel yayınlarda Mucopolygen® complex olarak yer almaktadır. Bu özel içerik hasarlı tendonda iyileşmeyi sağlayacak hücrelerin yoğunluğunu artırarak hasarlı fibrillerin sağlıklı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Özellikle Fizik Tedavi uygulamaları ile eş zamanlı kullanıldığında hastanın yaşadığı ağrı şikayetlerinin azaltılmasında ve hareket özgürlüğünün geri kazanılmasında anlamlı etkileri olduğu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır.</p>



<p>Ülkemizde de bulunan bu içerik tendon rahatsızlığı yaşayan kişiler için güçlü bir seçenek olarak değerlendirilebilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/bedenini-tani/rahatsizliklar/tendon-hasarlarinin-tedavisi-ve-gida-takviyelerinin-yeri/">Tendon Hasarlarının Tedavisi ve Gıda Takviyelerinin Yeri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi</title>
		<link>https://www.medikomag.com/one-cikanlar/bagirsak-sagliginda-probiyotik-kullaniminin-onemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 2021 07:36:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Beslen]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[ntflora intense]]></category>
		<category><![CDATA[prebiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[probiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2605</guid>

					<description><![CDATA[<p>İkinci beynimiz olarak nitelendirilen bağırsak mikrobiyatası, iyi ve kötü bakterilerin bir arada, dengenin iyi bakteriler lehine olduğu bir ortamdır. Bağırsak mikrobiyatasındaki bu denge farklı nedenlerden dolayı bozulabilir. Örneğin; antibiyotik kullanımı, enflamatuvar hastalıklar, sağlıksız beslenme, stres, elektrosmog, sezaryen doğum ile dünyaya gelmek bu nedenler arasında sayılabilir. Bozulan mikrobiyota dengesinin yeniden kurulmasına yardımcı olmak için probiyotikler günümüzde&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/bagirsak-sagliginda-probiyotik-kullaniminin-onemi/">Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İkinci beynimiz olarak nitelendirilen bağırsak mikrobiyatası, iyi ve kötü bakterilerin bir arada, dengenin iyi bakteriler lehine olduğu bir ortamdır. Bağırsak mikrobiyatasındaki bu denge farklı nedenlerden dolayı bozulabilir. Örneğin; antibiyotik kullanımı, enflamatuvar hastalıklar, sağlıksız beslenme, stres, elektrosmog, sezaryen doğum ile dünyaya gelmek bu nedenler arasında sayılabilir.</p>



<p>Bozulan mikrobiyota dengesinin yeniden kurulmasına yardımcı olmak için probiyotikler günümüzde sıklıkla tercih edilmektedir. Bu aşamada, hem birden fazla bakteri suşuna sahip <em>“çok suşlu probiyotikler”</em> hem de tek probiyotik suşunu içeren <em>“tek suşlu probiyotik”</em> içeren ürünler mevcuttur. Probiyotik seçiminde suş isminin bilinmesi, miktarının yeterli düzeyde olması ve insan sindirim sisteminde zaten mevcut olan güvenilir suşlar olması önemlidir. Peki dengenin bozulduğu durumlarda mikrobiyota zenginliğini desteklemek için kullanılacak probiyotiğin çok suşlu olmasının nasıl avantajları olabilir?</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Bagirsak-Sagligi-2.png" alt="Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi" class="wp-image-2606" width="436" height="303" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Bagirsak-Sagligi-2.png 282w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Bagirsak-Sagligi-2-225x156.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Bagirsak-Sagligi-2-20x15.png 20w" sizes="(max-width: 436px) 100vw, 436px" /></figure></div>



<p><strong>Probiyotik Seçiminde Çoklu Suş Avantajı</strong></p>



<p>Öncelikle unutulmaması gereken nokta, insan mikrobiyotası doğası gereği oldukça çeşitli bakteri türlerine ev sahipliği yapar. Mikrobiyotamız kendiliğinden, çok suşlu, çok türlü bakterileri bünyesinde toplayabilen bir ortamdır. Tüm bu bakteri türlerinin birlikte canlılıklarını sürdürebilme becerileri sayesinde, mikrobiyota çeşitliliği kalıtımsal olarak korunabilmiştir. İyi bakteriler özellikle patojen bakterilere karşı inhibe edici etki gösterirken, kendi aralarında da sinerjik etki kurmayı başarabilmişlerdir. Böylece hem mikrobiyotanın doğal ortamı ve bağırsak sağlığı korunmuş hem de bağışıklık sistemimiz desteklenmiştir. Örneğin; bakteri türlerinin, simbiyotik etkileşimi sayesinde, birbirlerinin fonksiyonlarını da desteklediği bilinmektedir. Örneğin <em>Lactobacillus rhamnosus</em> ve <em>Lactobacillus bulgaricus</em> türlerinin varlığında <em>Bifidobacterium lactis’in </em>bağırsak yüzeyine tutunma kuvvetinin çok daha fazla olduğu gösterilmiştir.</p>



<p>2012 yılında yayınlanan bir derlemede; deney ortamına bırakılan benzer dozlardaki tek ve çoklu probiyotik suşlarının, patojen (<em>Clostridium difficile, Salmonella thphimurium</em>) inhibisyonu üzerindeki etkisi karşılaştırılmıştır. Sonuçta çoklu suşlu probiyotik uygulamasının, tek suş probiyotik uygulamasına göre patojen inhibisyonunda daha etkili olduğu gösterilmiştir.</p>



<p>2011 yılında yayınlanan, <span style="color:#4b11ee" class="has-inline-color"><em>“Probiyotiklerin sağlık üzerindeki faydaları: Çok suşlu probiyotik karışımları tek suş probiyotiklere göre daha mı faydalıdır?”</em>&nbsp;</span> isimli derlemede; çok suşlu probiyotik uygulaması ile tek suş probiyotik uygulamasının belirli hastalıklar üzerindeki etkililiği karşılaştırılmıştır. &nbsp;Derlemenin sonunda; çoklu probiyotik suşu uygulamasının, bu suşların tek başına uygulanmasına göre daha iyi etki gösterdiği sonucuna varılmıştır.&nbsp; Hem bakteriler arasındaki sinerjik etki hem de uygulanan probiyotik dozunun fazla olmasının bu sonucu ortaya çıkarabileceği düşünülmektedir. Çoklu suş uygulamasının daha geniş bir aralıktaki hastalık çeşidine karşı etkili olabileceği gösterilmiştir. İncelenen 16 çalışmanın 12’sinde çoklu suş uygulamasının tek bir suş uygulamasına göre daha etkili olduğu bulunmuştur.</p>



<p>Unutulmaması gereken bir diğer nokta; ister çok suşlu olsun ister tek suşlu, tüketilen probiyotiğin eğer belirli bir hastalığın önlenmesi ya da tedavisine destek sunduğu iddia ediliyorsa, mutlaka bu iddianın kanıt seviyesi klinik çalışmalar ile ispatlanmış olmalıdır. Eğer probiyotik ürün mikrobiyotada diğer bakterileri desteklemek ve çoğaltmak amacıyla kullanılacaksa; <em>Lactobacillus</em>, <em>Bifidobacterium,</em> <em>Streptococcus</em> gibi bağırsak lümeninde zaten baskın miktarda bulunan bakteri türlerinin, yeteri kadar fazla miktarda kullanımının tercih edilmesi mantıklı bir çözüm yolu olacaktır.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/image.png" alt="Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi" class="wp-image-2607" width="372" height="413" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/image.png 343w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/image-270x300.png 270w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/image-225x250.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/image-20x22.png 20w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" /></figure></div>



<p>Referanslar;</p>



<ul><li>Chapman C et al. Health benefits of probiotics: are mixtures more effective than single strains? Eur J Nutr. 2011; 50:1–17.</li><li>Chapman C et al. In vitro evaluation of single- and multi-strain probiotics: Inter-species inhibition between probiotic strains, and inhibition of pathogens. Anaerobe. 2012; 18: 405-413.</li><li>Kwoji I et al. Multi-Strain Probiotics: Synergy among Isolates Enhances Biological Activities. Biology. 2021; 10, 322.</li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/one-cikanlar/bagirsak-sagliginda-probiyotik-kullaniminin-onemi/">Bağırsak Sağlığında Probiyotik Kullanımının Önemi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cilt Lekelerinden Kurtulmanın Yolunu mu Arıyorsunuz ?</title>
		<link>https://www.medikomag.com/guzel-gorun/cilt-lekelerinden-kurtulmanin-yolunu-mu-ariyorsunuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Dec 2021 12:15:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cilt Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Güzel Görün]]></category>
		<category><![CDATA[Öne Çıkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[cilt lekesi]]></category>
		<category><![CDATA[hiperpigmentasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.medikomag.com/?p=2597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halk arasında “cilt lekesi” olarak bilinen hiperpigmentasyon genellikle zararsız bir sağlık problemi olsa da kişinin kozmetik görünüşünü bozduğu için oldukça can sıkıcıdır. Bu yazımızda cilt lekelerinin nasıl ve neden oluştuğuna ve cilt lekelerinden kurtulmak için tercih edebileceğiniz çözüm yollarına değineceğiz. Cilt Lekesi (Hiperpigmentasyon) Nedir? Yukarıda da tanımlandığı şekilde halk arasında “cilt lekesi” olarak adlandırılan hiperpigmentasyon,&#8230;</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/guzel-gorun/cilt-lekelerinden-kurtulmanin-yolunu-mu-ariyorsunuz/">Cilt Lekelerinden Kurtulmanın Yolunu mu Arıyorsunuz ?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Halk arasında “cilt lekesi” olarak bilinen hiperpigmentasyon genellikle zararsız bir sağlık problemi olsa da kişinin kozmetik görünüşünü bozduğu için oldukça can sıkıcıdır. Bu yazımızda cilt lekelerinin nasıl ve neden oluştuğuna ve cilt lekelerinden kurtulmak için tercih edebileceğiniz çözüm yollarına değineceğiz.</p>



<p><strong><span style="color:#2711ee" class="has-inline-color">Cilt Lekesi (Hiperpigmentasyon) Nedir?</span></strong></p>



<p>Yukarıda da tanımlandığı şekilde halk arasında “cilt lekesi” olarak adlandırılan hiperpigmentasyon, derinin bazı bölgelerinde koyulaşmayı ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Ciltte oluşan lekelerin büyüklüğü ve derinliği değişken olabilir ve bu lekeler vücudun herhangi bir bölgesinde ortaya çıkabilir.</p>



<p><strong><em>Hiperpigmentasyon;</em></strong> Güneşin zararlı ( UV ) ışınları, kimyasal maddeler, deri bütünlüğünü bozan işlemler gibi dışarıdan gelen uyaranların, deri altındaki renk (pigment) üretiminden sorumlu hücreleri gereğinden fazla (aşırı) uyarması ile ortaya çıkmaktadır. Bölgesel olarak aşırı pigment üretimi de ciltte lekelerin oluşmasına neden olmaktadır.</p>



<p><strong><span style="color:#4b11ee" class="has-inline-color">Cilt Lekesi Nasıl Tedavi Edilir?</span></strong></p>



<p>Hiperpigmentasyon tedavisi ciltteki lekenin yapısı, derinliği ve oluşum zamanına bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu tedavi uzun ve zorlu bir sürece dönüşebilir. Tedavinin etkisini maksimum düzeye çıkarmak için kombine tedavi yöntemleri tercih edilmelidir.</p>



<p><em><strong><span style="color:#0274a5" class="has-inline-color">Hiperpigmentasyon tedavisi üç aşamadan oluşur:</span></strong></em></p>



<p><strong>1-</strong> <strong>Lekeli hücrelerin deriden uzaklaştırılması</strong>: Görünür haldeki lekeler kişileri ruhsal olarak da olumsuz etkilediği için tedavideki öncelikli amaç görünür halde bulunan lekeli yapıların ciltten uzaklaştırılmasını sağlamaktır. Bu amaçla hekimler farklı uygulamalar ya da ürünler kullanırlar ve var olan lekelerin deriden uzaklaşması sağlanır. Peeling ve lazer uygulamaları, dermabrazyon (lekeli cilt bölgesinin mekanik işlemlerle soyulması), PRP, mezoterapi, kriyoterapi ve topikal soyucu ürünlerle lekeli hücreler temizlenir. </p>



<p><strong>2-</strong> <strong>Leke oluşumunun önlenmesi</strong>: Lekeli hücrelerin temizlenmesinde her ne kadar görünür haldeki lekeli yapılar ciltten uzaklaştırılsa da kalıcı bir çözüm için sorunun temeline inilir ve leke oluşumuna neden olan sebepler ortadan kaldırılır.</p>



<p><strong>3- Güneşin zararlı etkilerinden korunma:</strong> Leke oluşumuna sebep olan dış uyaranlardan en önemlisi güneş kaynaklı UV (ultraviyole) ışınlarıdır. Yeni lekelerin oluşmaması için sadece güneşli günlerde değil, her hava koşulunda güneşten iyi korunmak gerekir. Özellikle leke tedavisi sırasında tedavi sürecini de destekleyecek etken maddeleri içeren güneş koruyucuları tercih edilmelidir.</p>



<p><strong><span style="color:#112bee" class="has-inline-color">Cilt Lekesi Tedavisinde Neler Kullanılır?</span></strong></p>



<p>Bu aşamada hekimler özellikle renk açıcı ürünleri kullanırlar. Bu basamaktaki en önemli amaç, aşırı pigment (renk maddesi) üretiminde görev alan enzimi baskılamaktır. Bu anlamda kullanılan en önemli renk açıcı içerikler hidrokinon, kojik asit, arbutin, glabridindir. Bu içerikler bazen tek tek, bazen kombine şeklinde uygulanabilir. Renk açıcı maddeler aşırı renk üretiminin durdurulması gibi önemli göreve sahiptirler.</p>



<h5><strong>Hidrokinon;</strong></h5>



<ul><li>Güçlü renk açıcı etkisi ile tedavide en çok tercih edilen üründür.</li><li>Yan etki riski yüksektir.</li></ul>



<h5>Glabridin (Likoris ekstresi-Meyan Kökü Ekstresi);</h5>



<ul><li>Aşırı renk maddesi (melanin) üretimini baskılar.</li></ul>



<h5>Kojik Asit;</h5>



<ul><li>Hidrokinondan sonra en çok tercih edilen enzim baskılayıcı maddedir.</li></ul>



<h5>Alfa-Arbutin;</h5>



<ul><li>Hidrokinon türevidir. Ancak onun gibi yan etkileri yoktur.</li><li>Renk hücrelerinin aşırı çalışmasını normale döndürür.</li></ul>



<h5>Lavanta Yağı (Lavandula angustifolia Oil);</h5>



<ul><li>Pigmentli bölgedeki renk maddesi içeriğini azaltır.</li></ul>



<h5>Saccharomyces Pineapple Fruit Sucrose Ferment Filtrate;</h5>



<ul><li>Renk üretimini aktive eden enzimi baskılar.</li></ul>



<p><strong>Sitrik Asit;</strong></p>



<ul><li>Renk üretimini aktive eden enzimi baskılar.</li></ul>



<p><strong>Mentha piperita (nane) Yağı;</strong></p>



<ul><li>Renk üretimini aktive eden enzimi baskılar</li></ul>



<h5>Askorbil Tetraisopalmitat;</h5>



<ul><li>&nbsp;C vitaminidir.</li><li>Anti-oksidan olarak görev yapar.</li></ul>



<p><strong>Morinda citrofolia(Noni);</strong></p>



<ul><li>UV ışınlarına karşı koruma sağlar.</li><li>Yüksek anti-oksidan etki gösterir.</li></ul>



<p><strong>Traneksamik Asit;</strong></p>



<ul><li>Deri hücrelerinde UV kaynaklı üretilen plazmin sentezini baskılayarak aşırı renk üretimini azaltır.</li><li>Hiperpigmentasyonda etkilidir.</li></ul>



<h5>Niasinamid;</h5>



<ul><li>Leke oluşumunu engeller.</li><li>Deri renginin normal haline dönmesine yardımcı olur.</li></ul>



<h4><strong><span style="color:#003ba3" class="has-inline-color">Güneşten Korunma</span></strong></h4>



<p>Lekelerin oluşum ve ilerlemesinde güneş çok önemli bir faktör olduğu için leke tedavisi süresince her şeyden önce güneşin UV ışınlarından çok iyi korunmak gerekiyor. Unutulmaması gereken nokta ise UV ışınları sadece güneşli mevsimlerde değil, bulutlu ve karlı havalarda dahi zararlı etkilerini göstermektedir. Var olan lekelerin ilerlememesi ve yeni lekelerin oluşmaması için her dönemde (4 mevsim) güneşten korunmanın gerekliliği dikkate alınmalıdır. Özellikle leke tedavisi sırasında kullanılan güneş koruyucuların içeriğinin de tedaviye destek etken madde içeriğinin olması hem hastanın tedaviye uyumunu artırırken hem de tedavinin başarısını da artırır.</p>



<p>Bu aşamada örnek verilecek olursa Solante Pigmenta SPF 50+ Losyon üst düzey güneşten koruyucu etkisinin yanı sıra içeriğindeki özel aktif maddeler ile ciltte düzensiz pigmentasyon oluşumunu da önler.</p>



<p><strong><span style="color:#0300a3" class="has-inline-color">Depigmenta Krem</span></strong> Cilt Lekeleriyle Olan Mücadelenizde Size Yardımcı</p>



<p><strong><span style="color:#0001a3" class="has-inline-color">Depigmenta Krem</span></strong> cilt lekesi (hiperpigmentasyon) sorunuyla mücadelenizde yanınızda olacak en etkin çözümlerden biridir.</p>



<p>Kojik asit, Glabridin, Alfa-Arbutin, Askorbil tetraisopalmitat, Niasinamid, Traneksamik asit, Sitrik asit, Lavanta yağı, Morinda Citrofolia, Saccharomyces Pineapple Fruit Sucrose Ferment Filtrate, Mentha Piperita yağı içerikleri ile leke oluşum mekanizmasındaki her yola ayrı ayrı etki ediyor ve lekeye giden her yolu tek başına kapatıyor. Böylece Hiperpigmentasyonun her aşamasında etki gösteriyor.</p>



<p>Leke oluşum mekanizmasını çok iyi analiz ederek, bu mekanizmayı her basamağında durdurmayı başaran zengin içeriği ile Depigmenta Krem, Dermatologların ilgisini çeken ve tedavide ki yerini kısa sürede güçlendiren bir ürün olmayı şimdiden başardı.</p>



<p>Siz de cilt lekeleri nedeniyle rahatsızlık yaşıyorsanız hekiminize ve eczacınıza danışarak bu güçlü seçenekle tanışabilir ve cilt lekelerinizle vedalaşabilirsiniz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" src="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Depigmenta-Krem.png" alt="Cilt Lekelerinden Kurtulmanın Yolunu mu Arıyorsunuz ?" class="wp-image-2598" width="451" height="327" srcset="https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Depigmenta-Krem.png 327w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Depigmenta-Krem-300x217.png 300w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Depigmenta-Krem-225x163.png 225w, https://www.medikomag.com/wp-content/uploads/2021/12/Depigmenta-Krem-20x15.png 20w" sizes="(max-width: 451px) 100vw, 451px" /></figure></div>
<p><a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com/guzel-gorun/cilt-lekelerinden-kurtulmanin-yolunu-mu-ariyorsunuz/">Cilt Lekelerinden Kurtulmanın Yolunu mu Arıyorsunuz ?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://www.medikomag.com">MedikoMag</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
